Çılgın Paylaşım

Türkiye'nin en çılgın paylaşım mekanı
 
AnasayfaRADYOKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:51 pm

SEÇME FIKRALAR


HOCANIN KARISI
Nasreddin Hoca' ya dert yaniyorlar:
-Yahu Hoca senin kari çok geziyor.
Hoca :
-Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.

KARISTIRMADIN KI
Iki deli havuzun basinda oturuyorlarmis.Biri kalkip havuza seker atmis.Havuzdan bir
yudum almis ve tükürmüs.Arkadasina:
-Havuza seker attim ama tatli olmadi..
Arkadasi:
-Karistirmadinki salak!

PROVA
Iki deli birgün deliler hastanesinden kaçmislar.Kimse bu delileri bulamamislar.Doktorlar
ümitlerini kestikleri an deliler çika gelmis.Doktorlar hayretle niye geldiniz demis:
Deliler"Yarin kaçacagizda, onun provasini yaptik.

ARITMETIK DELI
Delinin biri yolun kenarindaki uçurumda durmus asagiya bakarak "13, 13, 13...."
diye soyleniyormus. Oradan gecen biri, delinin ne yaptigini merak etmis, yanasarak
" ne yapi...." diyemeden deli onu birden uçurumdan asagiya ativermis ve devam etmis
"14, 14, 14......"

DUYMAMIS
Delinin teki timarhanenin bahçesinde yürürken bakmis baska bir deli agacin altinda oturmus
kahkahalr atiyor...hemen yanina kosmus..ve sormus "hey sen neye gülüyorsum öyle?", öbür
deli "hiç ben hep kendi kendime fikra anlatirim ama bu seferki ni duymamistim"

BOGALARDAN HOSLANIYORÖgretmen sinifa geç gelen ögrenciye:-neden geç geldin oglum* der
-bizim inegi damizlik bogaya götürdüm hocam. der çocuk
-o isi baban yapamazmiy di? diye sorunca ögretmen, çocuk gülerek
-belki yapabilirdi hocam ama bizim inek bogalardan daha çok hoslaniyor..

ÖNCE KAÇANLAR
Bir akil hastanesinde iki deliyi çikartmak zorundalarmis.Bir test yapalim demisler.Iki
deliyi teste tabi tutmuslar.Adamlarin önüne bir kavanoz böcek ile zeytin koymuslar`` buyrun
beyler yiyin``demisler bir tanesi hemen zeytine saldirmis.
Öbürü hemen önünü kesmis ve demiski``önce kaçanlari yiyelim sonra duranlari yeriz``demis

FAYDASI
Saglik dersinde ögretmen bir ögrenciye sordu :
- Söyle bakalim, bebeklerde anne sütü neden inek sütünden daha faydalidir ?
Ögrenci kendinden emin bir sekilde cevap verdi,
- Daha lezzetlidir, eksimez, pasta yapiminda ve baska amaçlarla kullanilamaz, bebege
özeldir, ambalaji nefistir.

ERIYOR ISTE
Deli , kahveye girdiginde soluk solugaydi.Bos bir masaya oturup ocaga seslendi;
- Bana bir çay !
çay geldi , sekerleri atip karistirdi.Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip
karistirdi,yeniden istedi.Garson;
- Sekiz seker koydun çaya ,dedi saskin saskin,
- Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor

BENDE VARDIM
Hoca bir gün arkadasiyla konusuyormus arkadasi demis ki : -Ya hocam dün sizin evden bir
ses çikti. Bu neydi?. Hoca ise : -Hiç sadece hanimla biraz tartistik kavugum
merdivenlerden
yuvarlandi, demis. Arkadasi : -Yahu hocam hiç kavuktan
bu kadar ses çikar mi?, demis. Hoca : -Ya anlasana içinde bende vardim, demis

TEK BASINA
Okula yeni gelen ögretmen ilk dersinde ögrencilere ilginç bir çagrida bulunmus:
"Kendini geri zekali hisseden varsa ayaga kalksin..."
Sinifta çit yok. Nihayet biri kalkmis:
"Sen kendini geri zekali mi hissediyorsun?"
"Hayir", demis çocuk, "ama sizin tek basina ayakta kalmaniza gönlüm razi olmadi da…"

AÇMADIM KI
Akil hastanesinde koguslari gezen
bashekim,bir delinin oturmus,birseyler yazdigini gördü:
-Kolay gelsin ne yaziyorsun?
-Mektup yaziyorum efendim.
-Yaaa..Kime yaziyorsun?
-Kendime..
-Peki ne yazili mektupta??
-Ilahi doktor bey,deli misiniz siz
Mektubu daha almadim ki içinde ne
yazdigini bileyim.

SIKARKEN
Nasrettin hoca bir gün yolun kenarinda kedisini yikiyomus. yoldan geçen arkadasi hocaya:
"hocam kediyi yikama ölür. " demis. hoca aldiris etmemis ve yikamis. arkadasi dönüste
hocayi tekrar yolun kenarinda görmüs. kedi ölmüstü. adam: " hocam ben size kediyi
yikamayin ölür demedimmi? " demis. hoca: " ben kediyi yikarken ölmediki sikarken öldü

AYNISINI SÖYLEDIM
Küçük Ali okuldan eve gelir ve üzgün bir sekilde, "Matematik dersinden 1 aldim" der.
Babasi hemen sorar, "Neden ?" "Ögretmen 3x2 kaç eder?" diye sordu, ben de "6" dedim.
Babasi hemen oglunu tasdikler ve "Fakat bu dogru" der. Ondan sonra da "ögretmen 2x3
kaç eder?" diye sordu.
"Has *iktir, ne farki var ki ?"
"Ben de ögretmene aynisini söyledim....

TEKRAR
Temelin üç tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen biri doktor, biri de santral görevlisidir.
Fakat
ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu duyan arkadasi sorar "Niye ögretmen de digerleri
degil?" diye.Temel de döner:"Ula der,bilmez misin doktorlar "Bugün git yarin gel"
der.Santral görevlisi de"Su an mesgul,
daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Haydi bir daha tekrarlayalim..."

GERI GETIRDIM
Akil hastanesinde delinin biri bashekimden iki tane sise ister.
Bashekim sise yerine,deliye iki tokat atar.Deli kizgin bir sekilde odasina döner.
Ertesi gün deli bashekimin odasina gider.Girer girmez bashekime iki tokat atar.
noldugundan habersiz bashekim; "Deliye naptigini zannediyorsun" diye çikisir.
Delide "birsey yaptigim yok efendim,dün verdiginiz siseleri getirdim" der.

BIR KEDI DAHA
Akil hastanesinden kaçan iki deli, karsidan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çinarin
arkasina saklandilar.Bekçi,onlarin ayak seslerini isitmisti.Sordu:
- Kim o?
içlerinden biri kedi gibi miyavladi.
Bu basarili miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayaklari altindaki
yapraklar hisirdadi.Bekçi geri dönüp yine seslendi:
- Kim var orada?
ikinci deli cevap verdi:
- Bir kedi daha.

KISACA
Imam Hatip Lisesinde teftis yapan bir mufettis sinifa girer..Ders Kur'an-i Kerim'dir.
Bir ogrenciyi
kaldirarak ismini sorar. Ogrenci:"Fatih" diye cevap
verir..Mufettis : "Peki oyleyse yavrum Fatiha suresini
oku bakalim.."..cocuk sureyi okur. Sira baska bir ogrenciye gelmistir. Mufettis yine
sorar.."Ismin ne
cocugum?"..cocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaslar
kisaca Kevser derler "

ISIKSIZ KALIRIZ
Akil hastanesinde bir gün delilerden biri kosarak doktorun yanina gelmis.
Doktor Bey çabuk bizim kogusa gelin demis.
Doktor gitmis, delilerden bir tanesi kendini ayaklarindan tavana asmis öylece duruyor.
Doktor ne bu? diye sormus.
Doktoru çagirmaya giden deli cevaplamis, Doktor Bey bu zir deli kendisini ampul saniyor.
Doktor kizmis, olurmu öyle sey hemen indirin onu asagiya.
Yine ayni deli, " Doktor Bey o zaman da biz isiksiz kalmazmiyiz!!!"

SILIKON
Ögretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus.
Dersin bitiminde çocuklara sormus:
-"Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?"
Önce David cevap vermis: "Platin, ögretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim."
Ardindan Mike cevaplamis: "Altin, ögretmenim. Altinlarimla kendime son model bir Cadillac
alirdim."
En son Küçük Joe yanitlamis: "Silikon, ögretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin önündeki
arabalari hayal bile edemezsiniz!..."

SIGMAZSINIZ
Bir gün padisah Nasreddin Hoca' ya sormus.
Hocam ben ölünce cennete mi gidecegim yoksa cehenneme mi, söyle bakayim? demis.
Hoca padisahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padisahim? demis.
Padisahin sinirden sakallari titremis.
Bu durumu gören Hoca :
-Kizmayin padisahim ben aslinda size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin
cellatlarinizin kiliçlariyla ölen suçsuz kisilerden
cennet dolup tasmis.Bu yüzden cennete sigmazsiniz diye cehenneme gidersiniz dedim, demis.

YARI MANYAK
Ögretmen derste çocuklara dönerek sorar:
- Söyleyin bakayim,kuzeyimizde karadeniz,güneyimizde akdeniz,batimizda ege denizi varsa
BEN KAÇ YASIMDA OLURUM..?
Arka siralardan bir parmak kalkar:
- Kirkdört ögretmenim..
Gerçekten de o yasta olan ögretmen sasirir:
- Dogru..Ama nasil bildin.?..
- Gayet kolay ögretmenim..Benim yari manyak bir agabeyim var;tam
yirmiiki yasinda..Onun yasini iki ile çarpinca sizin yasiniz çikiyor....

ZATEN ABDESTSIZDIM
Nasreddin Hoca bir gün agacin altinda namaz kiliyormus.Agaçta bulunan biri de onu
izliyormus.
Namazi bittikten sonra namazimin kabul olmasi için Allah'a dua etmeye baslamis.
-Allahim sen namazimi kabul et.
Agaçtaki adam:
-Etmem diye cevap vermis.
Hoca sasirmis.Tekrarlamis.
-Alahim sen kildigim namazi kabul et.
-Etmem.
Hocanin saskinligi iyice artmis.Yine:
-Allahim sen namazimi kabul et
demis.
Agaçtaki adam tekrar:
-Etmem deyince hoca sinirlenmis.
-Etmezsen etme.Zaten abdestsiz kilmistim.

AGIZDAN DOLUYOR
Adam çok zamparaymis.Faaliyetlerinin sonucu olarak günün birinde hastaligi kapmis.Doktor
hastaligin tedavisinin çok kolay bir yolu oldugunu,bir hafta boyunca ufakligi her gün 15
dakika içi süt dolu bir bardagin içinde tutmasini söylemis.Adam hergün banyoya bir bardak
sütle girip kapiyi kilitleyerek tedaviyi uyguluyormus.Karisi durumu merak edip sordugunda
bir sekilde geçistiriyormus.Dördüncü gün banyoya girmis ancak kapiyi kilitlemeyi unutmus.
Bunu firsat bilen karisi kapiyi açip içeri girdiginde gördügü manzara karsisinda bir an
duraklamis ve "aaaaaaaa
kirk yil düsünsem bunun bir dolmakalem gibi agizdan dolduruldugu aklima gelmezdi" demis

GÖZLEM
tip fakültesinde profösör derse girer ve ögrencilere tipta önemli iki kuralin oldugunu
söyle...birincisi hiç bir seyden mideniz bulanmayacak hiç bir seyden tiksinmeyeceksiz...
simdi size uygulamali olarak gösterecem der ve masanin üzerinde duran cesedin anüsüne
parmagini batirir ve yalamaya baslar..daha sonra bu isi tüm ögrencilerin yapmasini ister.
bütün ögrenciler siraya girer ve cesedin anüsüne parmagini sokar ve yalarlar.bu is
bittikten sonra profösör "simdi gelelim ikinci kurala" der.
"tipta ikinci önemli kural gözlemdir" der ve ekler "ben cesedin anüsüne isaret parmagimi
soktum ama orta parmagimi yaladim"

SECDEYE KAPANIRSA
Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne
ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine
bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
"Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!" diyecek olmus ama,
hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
"Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tesbih
cekiyor!" demis.
Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
"Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa,
bizim halimiz nice olacak!"

FARK VAR
bashekim birgun deliler hastanesinde hastalari ziyarete cikar ve bir kosede delilerin
kendi aralarinda bir rakam soyledikten sonra gulduklerini gorur ve dayanamaz sorar:neden
soylediginiz her rakamdan sonra guluyorsunuz diye?Delinin biri cevap verir biz der butun
bildigimiz fikralara numara verdik 5 dedigimiz zaman 5 numarali fikra aklimiza geliyor
guluyoruz 8 deyince 8 numarali fikra aklimiza geliyor guluyoruz demis.Bashekim birde ben
soyleyeyim ozaman demis 5 demis cit yxok, 7 demis cit yok.b akmis cit yok ve sormus ben
soyleyince neden gülmüyorsunuz?delinin biri cevap vermis:bashekimim anlatmadan anlatmaya
fark var.

HAYAL KIRIKLIGI
Ingiltere'nin saygin kiz kolejlerinden birinde biyoloji ogretmeni ogrencilerden Miss
Perkins'a "Soyle bakalim, insan vucudunda uyarildiginda normal buyuklugunun alti katina
ulasan organ hangisidir?"
Ogrenci yuzu kizararak "bana bu soruyu sordugunuzdan ailemi haberi olacak" demis. Ogretmen
baska bir ogrenciye donmus ve "Sen soyle Miss Sarah" demis. Sarah "los isikta gozbebegi"
yanitini vermis. Ogretmen aferin dedikten sonra Miss Perkins'a donmus ve sana uc sey
soyleyecegim demis:
1- dersine hic calismamissin bundan ailenin haberi olacak
2-aklin fikrin surekli kotu seylerde.
3- ilerde cok buyuk hayal kirikligina ugrayacaksin...

RUJ IZI
Bir kiz yurdunda söyle bir sorun yasanmaktadir: Kizlar, sabah
dudaklarina ruj sürdükten sonra aynayi öperek dudak izi
birakmaktadirlar, bunlarin temizlenmesi sorun olmaktadir. Yurdun müdürü birgün
yurtta kalan kizlari ve tuvaletleri temizleyen
hademeyi tuvalete toplar. Kizlara yönelik söyle bir konusma yapar:
"Bazilariniz dudaklarina ruj sürdükten sonra aynalari
öperek dudak izi birakiyorlar. Hadememiz bunlari temizlerken çok
zorlaniyor. Simdi ne kadar zorlandigini hep beraber
izleyelim." Der. Bir isareti ile hademe firçasini klozetlerden birine daldirip aynayi
temizlemeye baslar. O günden sonra
aynalarda bir daha dudak izine rastlanmaz.

HANGI LASTIK
Dört universite ogrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini
kacirirlar, sinav ertesinde hocalarini yakalayip, zarzor bindikleri
arabanin
lastigi patladigi icin sinavi kacirdiklarina ikna ederler.
Kadin, yalvarmalarina dayanamayarak, bu dört arkadasa sinavi 3 gun
sonra yapacagini soyler.
Sinav gunu geldiginde, matematik hocasi bizim dortluyu sinifin dört
kosesine
oturtur. Finali gecmek icin de en az 50 almak lazimdir, sinavda da 5
soru
vardir. Sayfanin onundeki 4 matematik sorusu basit sorulardir ve her
biri 10
puanliktir.
Kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen soyledir
Hangi lastik patladi ??

_________________





En son tarafından Cuma Şub. 01, 2008 12:42 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:53 pm

BEN ASTIM
Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda
dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve
dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay
olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal
taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun
Mary'nin yanina gider:
-Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan
oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun.
Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda
kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
-O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.

BACAK
Biyoloji dersinden yapilacak sinav için siniftaki herkes acayip çalismis,
notlar, kopyaliklar havada uçusmus. Daha sonra sinavin yapilacagi gün
gitmisler bir de bakmislar, ortada kagit kalem yok sadece sira sira
mikroskoplar.
Hoca;
-Bu mikroskop lam'larinda bir böcegin bacagi var, sinaviniz bacagindan böcegi tanimak"
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemis, hoca dedigi dedik. Ögrenciler
mikroskoplarin basina geçmis ama taniyamiyorlar… En sonunda biri dayanamamis,
kapiyi çarpip
çikmis.
Hoca arkasindan seslenmis;
-Kimsin sen, kapiyi çarpip çikiyorsun?
Kapi hafifçe aralanmis ve bacagini uzatmis,
-Tanisana hadi tanisana kim oldugumu…

BIRSEY OLMAZ
Kucuk kiz sinifta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldiriverdi:
"Ogretmenim ben bisey sormak istiyorum!!"
"Evet seni dinliyoruz..?"
"Benim anneannemin bebegi olur mu???"
Ogretmen tabi cok sasirmis ama "anneanneler bebek yapmak icin
biraz yaslidirlar" diye gülumsemis..
Bizim bidik yine sormus: "Peki annemin bebegi olur mu??"
Ogretmen cevaplamis: "Annelerin bebegi olur ama yaslari
ilerledikce
bebekleri olma ihtimali de azalir"
Derken kucuk kiz "Peki ogretmenim.."demis.. "ya benim bebegim olurmu??"
Ogretmen gulmus: "Canim senin yasin daha cok kucuk, olur mu
oyle sey??"
Bunun uzerine arka siralardan erkek cocuklardan biri
bagirmis:
"BAAAAAK!!! BEN SANA BISEY OLMAZ DEMEMIS MIYDIM".

ALISTIRA ALISTIRA
Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis:
-"Baba, meraba. Ben Lale...."
-"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
-"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
-"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir:
-"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
-"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
-"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..."
-"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim."
-"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye,
hemen bosanin..."
-"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi
çiplak
fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...."
-"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
-"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini."
-"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip
çekersin;
sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..."
-"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..."
Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
-"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
-"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek konusmaktadir:
-" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu
basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim
bacaklarini..."
-"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu
sekilde konusmasini sürdürebilir:
-"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi
gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk
isteyenle de evlendiricem...."
-"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden
saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..."
-"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..."
-"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..."
Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen
kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.
-"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..."
-" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..."
-"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."
-"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla
Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle
kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur.
Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar:
-"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi
söylemek için aramistim...
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
-"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatli
canin sagolsun senin...."


EKIPMANA SAHIPSINIZ
Bir çift , göl kiyisina tatile gider..
Gölde bazi bölümlerde balik avlamak yasaktir.Koca, yasak olmayan bölümlerde avlanarak,
kadin da kitap okuyarak günlerini gecirmektedirler.Derken bir gün adam balik avlamaktan
gelir ve ögleden sonra kestirmek üzere odasina cekilir.Kadinin cani sikilir ve botla golde
bir gezinti yapmaya karar verir. Bu gezinti umdugu gibi gitmez ve botun hakimitiyetini
yitirir. Bot göl üzerinde serbestce dolasmaya baslar.
Kadin da yapacak bir sey olmadigi icin çikarip kitabini okumaya baslar. Derken devriyeye
cikmis olan serif kadini gorur ve yanina yanasir..
"Hanimefendi burada ne yapiyorsunuz?"
"Görmüyor musunuz kitap okuyorum."
"Ama bu bölgede balik avlamak yasaktir."
"Zaten ben de balik avlamiyorum"
"Ama gerekli butun ekipmana sahipsiniz, sanirim sizi karakola goturup ceza kesmem
gerekiyor."
"Eger boyle bir sey yaparsaniz ben de bana tecavuz ettiginiz soylerim."
"Size dokunmadim bile..!!"
"Ama gerekli tum ekipmana sahipsiniz, degil mi?"

FITILI KISAYDI
Bir timarhanede deliler ayaklanir ve binanin orta bahçesini isgal ederler. Hiçbiride
dagilmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeligi açarlar ve aynisini uygulamaya
karar verirler. Yönetmeligi göre bir doktoru çiril çiplak soyar delilerin içine atarlar.
Doktor içeri girince * BOMBAAA * diye bagirir. Bu gören deliler doktoru tuttuklari gibi
camdan disari atarlar. Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanir ve konusurlar. Bu iste bir
yanlislik vardir. Delilerin hepsinin dagilmasi gerekmektedir. Yeniden denerler. Bir
doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda * BOMBAAA * diye bagirir. Deliler onu da tutuklari
gibi camdan disari atarlar. Bashekim en sonunda bir de ben deneyim der ve soyunup
delilerin arasina girer ve * BOMBAAA * diye bagirir. Bunun üzerine bütün deliler kaçisir
ve binayi ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akilli
olanlarindan toplayarak bu durumu sorarlar. * Niçin siz ilk iki doktor girdiginde binayi
bosaltmadiniz da son bashekim girdiginde bosaltiniz? * derler. Delilerde * Ilk giren iki
bombanin fitili uzundu ama son giren bombanin fitili kisaydi zamanimiz yoktu içerde
patlamasin diye böyle yaptik * derler.

EN AKILLI ADAM
Bir kesis dünyanin en akilli adamini bulmak için diyar diyar geziyormus sira nasreddin
hocanin köyüne gelmis ve köylülere sormus.
- sizin köyün en akilli adami kim?
demis. Köylülerde:
- nasreddin hoca demis.
bunun üzerine kesis köy meydaninda
hoca ile görüsmeye baslamis ve eline bir çomak almis yere bir daire çizmis, nasreddin
hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüs, kesis bir dogru daha çizerek daireyi dörde
bölmüs,hocada
dörde bölünmüs dairenin üç dilimine çarpi isareti koymus,kesis
elleriyle asagidan yukariya dogru hareket yapmis,hocada yukaridan asagiya yapmis ve kesis
büyük bir hayranlikla hocayi tebrik etmis.
Olup bitenden bir sey anlamayan halk kesise ne oldugunu sormus kesisde :
- Bu adam gerçekten dünyanin en akilli adami, yere dünya çizdim
o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayi dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben
yerden buharlasma sonucunda ne olur dedim o da yagmur yagar dedi.
Bu sefer hocaya neler oldugunu sorar halk hoca da:
- Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarisi benim dedim, daha sonra
tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altindan atesi
hafif hafif
almali dedi ben de üstüne findik fistik ekelersek daha iyi olur dedim.

TED AMCA
Amerika'da bir ilkokulda ögretmen çocuklara evde ders alinabilecek bir hikaye
yaratmalarini,
ertesi gün sinifta okuyacaklarini söylemis. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya
baslamis. Ilk sirada küçük Suzi varmis. Baslamis anlatmaya:
Bizim çiftligimiz var. Bir gün babamla yumurtalari topladik, bir sepete koyduk. Arabayla
giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtalarin hepsi kirildi." Ögretmen
- Güzeel. Peki bu hikayeden alinacak ders nedir?
- Bütün yumurtalari ayni sepete koyma.
- Aferim çok güzel. Lily sira sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis:
- Bizim de bir çiftligimiz var. Babam yumurtalardan civciv çikmasi için onlari kuluçka
makinesine koyar, geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacagini saniyordu, ama
sadece 8inden civciv çikti.
- Eveeet. Peki burdan alinacak ders nedir?
- Tavuktan çikmamis yumurtalari sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sira sende
Küçük Billy tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis:
- Amcam Ted Vietnam Savasina katilmisti. Bir gün helikopterle bir göreve giderken
helikopter vurulmus. Ted Amcam helikopter düsmeden elinde bir makinali tüfek, bir
kasatura ve bir sise bira ile atlamayi basarmis. Parasütüyle yere inerken yolda birayi
içip bitirmis. Inince mermisi bitene kadar makinali tüfegiyle 70 kisiyi haklamis. Sonra
kasatura kirilana dek onunla 20 kisiyi halletmis. Sonra da son 10 kisiyi de silahsiz
bitirmis.
- Böyle korkunç bir hikayeden alinacak ne ders olabilir?
- Içerken Ted Amcama bulasmayin...




SPIKER
Temel dünya turuna çikar ve yolu Canada'ya da düser. Kirk yilda bir Karadeniz'de hamsi
avlamaktan daha degisik bir firsat çiktigini düsünerek buz tutmus bir gölde, buzu kirip
balik tutmaya özenir ve ise koyulur. Tam buzu kiracakken, insanin içini titreten bir ses
duyulur:
- Oglum burada balik yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kiracakken ses yine gürler,
- Burada balik yok dedim sana...
Temel'in eli ayagi titreyerek seslenir:
- Tanrim, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayir oglum, ben buz hokeyi stadinin spikeriyim

DÖNMEYIZ
Temel ile Dursun bir aksam otobanda iki sarisini arabalarina almislar ve issiz, kuytu
bir yere gitmek için basmislar gaza...
Yarim saat sonra gidecekleri yere
yaklastiklarinda sarisinlardan biri der ki :
- Simdiden söyleyelim, biz dönmeyiz.
Temel kendinden emin bir sekilde cevap verir :
- Valla bu kadar geldikten sonra biz de dönmeyiz.

BOZULDU
Temel' e ikramiyeden büyük miktarda para çikar ve imajini degistirmek ister.
Ilk önce gözlük
almaya karar verir.Gözlükçüden kaliteli bir gözlük ister,gözlügü takar ve fiatini
sorar 10 Milyon cevabini alinca bu gözlük yakismadi diyerek baska gözlük dener fiati
sorar 100 Milyon lafina da karsilik yakismadigini soyler.Gözlükçü çelik kasa da sakli
dünyada benzeri olmadigini söyledigi gözlügü çikarir. Temel gözlügü takar hosuna gider.
Çünkü gözlükçü karsisinda çiplak durmaktadir.Etrafina bakar tüm insanlar çiplak
gözükmektedir.Gözlügü 100 Milyar'a satin alir evin yolunu tutar Fadimeye hava atacaktir.
Eve girince köyden hemserisi Dursun misafir gelmistir fakat Fadime ile Dursun'u çiplak
görmektedir.gözlügü çikarir yine çiplak görmektedir.Gözlügü takar çiplak,çikarir çiplak
sinirlenip gözlügü ayaklarinin altina alir kodumun gözlügü ne çabuk bozuldu der.


_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:53 pm

BAK AKILLANDIN
hoca yolculuk sirasinda mola verip bir hana girer, bu sirada hana bir baska yolcu
daha girer ve ikisi birden hancidan yiyecek birseyler isterler. Fakat hanci yiyecek
olarak sadece bir balik oldugunu söyler ve bunu paylasmalarini önerir. Bunun üzerine
hoca 'ben baligin sadece basini yiyecem' der. Hanci bunun nedenini sorar, hocada
'balik basi zekayi arttirir,balik basi yiyen insan akilli olur' der. Bunun üzerine
diger yolcu hemen atilir ve hocaya 'balik basini niye sen yiyeceksin, ben yemek
istiyorum' der. Hoca da itiraz etmez ve baligin koca gövdesini hoca yer ve bir güzel
karnini doyurur, diger yolcu ise sadece baligin basini yer ve sonra hocaya seslenir
'sen koca gövdeyi yedin karnini doyurdun ben sadece kafayi yedim aç kaldim ' der Hoca
da bunun üzerine sunu der 'Bak nasil akillandin'
BORSACI
Kurt borsaci genç borsaciyi yanina almis, isin inceliklerini anlatiyor. Bütün önemli konular gibi, bu konu da parkta yürüyüs yaparken konusuluyor.
Yasli kurt anlatiyor:
- Durumu degerlendirirken, kafanda ne kadar risk karsisinda ne kazaniyorum hesaplarini Iyi yapacaksin... Mesela bak suraya bir köpek pislemis, normalde igrenç ama sana "parmagini degdir ve yala, karsiliginda bir milyar veririm" dedigimde bir firsat sekline dönüsür degil mi?
- Elbette.
- Haydi bakalim, bir milyar veriyorum parmagini degdir ve yala.
Genç denileni yapar, ihtiyar kurtun aninda saydigi bir milyari cebe atar, yürüyüs devam eder.
- Peki ben size bir milyarinizi geri almaniz için su köpek pisligine parmaginizi degdirip yalamanizi söylesem...
Yasli kurt hemen yapar ve bir milyari geri alir.
Yan yana yürümeye devam ederler...
Genç: - Ceplerimizdeki para ayni, ikimizin de agzinda köpek pisligi tadi var. Ne fark etti?
Yasli kurt: - Öyle deme; iki milyarlik islem hacmi yarattik!

Aganin Ayricaligi
Irgat kosa kosa agasinin yanina gelir;
-Agam aksam rüyamda seni gördüm
-Hayirdir len nasil gördün?
-Ikimizde ayni uçakta seyahat ediyorduk.
-Eeee
-Sonra uçak ariza yapti ve düstü.
-Hayirdir insallah,ne oldu sonra?
-Ben bok çukuruna, sen de bal çukuruna düstün.
-Olacak di mi o kadar fark. Agaligim rüyada bile belli olmus.
-Sonra birbirimizi yalaya yalaya temizledik.

Kolkola
Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarini birbirine sarmis dolasiyorlardi.Erkek ahtapot egildi hafif bir sesle disi ahtapotun kulagina fisildadi:
-Ne güzel bir gece degil mi sevgilim?...Mehtap,yildizlar,sen,ben...Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolasiyoruz...

Renk insani degistirir
Amerika'da bir fuar açilmisti. Fuarda zencileri beyaza dönüstüren bir makine tanitiliyordu. Denemek 10 dolardi. iki zenci fuari gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 dolari digerinin ise 9 dolari vardi. 9 dolari olan arkadasina dönüp
-Sen 1 dolarini bana ver. Gidip birlikte beyaz olalim. dedi. Arkadasi ise :
-Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eger memnun kalirsam sana 1 dolarimi veririm. Sen de beyaz olursun. dedi.
Anlastilar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çikti. Disarida kalan zenci duruma çok sevinmis olarak arkadasinin yanina gidip :
-Hadi dedi. 1 dolari ver ben de beyaz olayim.
-Hadi oradan pis zenci!

Topun Hacmi
Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir mühendise bir kirmizi top verip bunun hacmini nasil bulacaklarini sormuslar. Matematikçi, bir mezura ile etrafini ölçüp formülle yariçapini hesapladiktan sonra diger bir formülle yariçapindan hacmini bulacagini söylemis. Fizikçi ise topu suya batirip yer degistiren suyun hacmini ölçerek topun hacmini bulabilecegini söylemis. Top son olarak mühendisin eline verilmis, mühendis topu söyle biraz çevirip bakmis ve sonra: "Bana kirmizi toplar katalogunu bulun"

Teknoloji
Bir Türk, Japon arkadasinin daveti üzerine Japonya'ya gidiyor. Birkaç gün gezdikten sonra arkadasi onu çalistigi fabrikaya götürüyor. Teknoloji muazzam. "Bak !", diyor Japon : "Burada robot yapiyoruz. Su Robotlar ögle yemegini hazirlar ve getirir. Sunlar bebek bakar. Sunlar araba bile kullanir." Bizim Türk vatandasi hayretler içinde kalir. Dolastikça gözleri fal tasi gibi açilir. Japonya'dan ayrilirken arkadasi Türkiye'ye mutlaka gelmek ve teknolojisini görmek istedigini söyler. Ve o gün gelir. Fakat bizim Türk nereyi gezdirecegini bir türlü bilemez. Düsünür ne göstermelide altinda kalmamali Japonyada gördüklerinin. Aklina hamam gelir. Japon ne anlar Türk Hamamindan. Alir götürür. Japona ilginç gelir: "Ne oluyor burada?" "Biz burada insan yapiyoruz." " Sahi mi?" der Japon. Bir odanin kapisini açarlar. Içeride tellak bir adamin kolunu ovmaktadir. "Bak der bizimki, burada kollar monte ediliyor." " Bir baska odada bacak ovulmaktadir. "Buradada bacaklar takiliyor." Japon bu sefer hayrette. Diger odanin kapisini açarlar. Içeride bir kadinin üstünde bir erkek is üstünde. Japon sorar : "Peki burada ne oluyor." "Burada montaj bitmis delikler açiliyor."

Emektar
Adamin biri sabah uyaninca o gün 90 yasinda oldugunu hatirlamis. Yavas yavas yataktan kalkarken gözü ayaklarina ilismis "sevgili ayaklarim" demis, "Bugün 90 yasina girdik. Bu kadar sene beni istedigim yere götürdügünüz, bu yasima sizinle girdigim için bahtiyarim, sizlere çok tesekkür ederim, nice seneler dilerim."
Sonra dizlerine dikkat etmis "Sevgili dizlerim, bugün 90 yasina girdik. Bu kadar sene beni tasidiniz,"bükül" dedim büküldünüz, çömel dedim çömeldiniz, bu yasima sizinle girdigim için sükür ediyorum. Sizlere çok tesekkür ederim, nice seneler dilerim"
Sonra gözü biraz daha yukari kaymis "Eee emektar" demis "Eger sende yasasaydin bu günümüzü birlikte kutlayacaktik."

Sinekler
Dokuz yasindaki oglan cocugu elinde raket, gözünü pencere camina konmus çiftlesmekte olan sineklere dikmis..
- "Anneee!!" diye cagirmis.. "Sineklerin erkegi olur mu?"
Anne bu masum sorudan kuskulanmadigi için "Olur yavrum.." cevabini verince, oglan sorusunu ikilemis
- "Peki sinegin disisi olur mu?"
Kadin o zaman sorularin çetrefilli bir yere gidecegini sezip, yan çizmis
- "Olmaz evladim.."
Oglan aradigi cevaplari alinca elindeki raketi hirsla sineklerin üzerine yapistirmis.
"Ibneler!"

Haremagasinin Intikami
Ahmed sarayin hizmetkarlarindan biri.. Yillardir Kraliçeyi görür ve onun gögüslerine hayran olurmus.. Artik bir saplanti halini almis Kraliçenin gögüslerine dokunmak, öpmek.. Tüm cesaretini toplayip haremagasina açilmis..
"Bana sultanin memelerini koklat.. Ömür boyu biriktirdigim bin altin senin" demis.. Harem agasinin akli yatmis bu karli ise..
Kenar mahallelerde tanidigi bir simyaci, büyücü karsimi bir kadin varmis.. Ona gidip bir losyon hazirlatmis ve bu losyonu, sultanin o gün banyodan sonra giyecegi korsaya iyice sürmüs.. Sultan çiplak tenine korsayi takinca, losyon etkisini hemen göstermis. Memeleri yangin yeri gibi yanmaya baslamis.. Saray doktorlari merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamislar.. Sultan acidan, kasintidan, yanmadan ölecek.. Harem agasi ortaya çikmis ve padisaha "Saray hizmetkarlarindan Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyasi, herseye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili.. Kraliçemizi ancak o kurtarir, eger izin verirseniz" demis.. Padisah çaresiz çagirmis Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakin sultanla yalniz kalip muradina ermis... Ne var ki söz verdigi halde 1000 altini harem agasina vermeye yanasmamis.. "Bu olayi açiklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsin.. Hadi bakalim, çek arabani" demis, haremagasina.. Çok kizmis harem agasi.. Öyle kizmis ki.. Ertesi gün ayni yakici losyonu padisahin, banyodan sonra giyecegi donuna iki kat sürmüs..

Güvenilmez
Adamin biri gazetedeki is ilani üzerine gelmis ve sirasi gelince görüsmeye girmis.
Is ilaninda üniversite mezunu, iyi fransizca konusan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandigi yaziyormus.
- Hosgeldiniz, hemen baslayalim. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu degilim.
- Öyle mi? O zaman yabanci dilinize güveniyor olmalisiniz.
- Yabanci dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canim kardesim ?
- Bu iste bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.

Penguenler
Alaska'da bir bardan içeri iki Ingiliz girmisler ve içki söylemisler. Bir süre sonra bir tanesi barmene
- Buralarda siyah kadin bulunur mu ?
- Hayir, bulunmaz elbet.
- Peki buralarda siyah beyaz kadin bulunur mu ?
- Bulunmaz tabi
Bunun üzerine Laz arkadasina dönerek :
- Sanirim dün gece iki penguenleydik.

Mezarlik?
Iki kisi arkadasi konusuyorlarmis :
- Nasil, is bulabildin mi ?
- Elbette, altimda 1500 kisi çalisiyor.
- Vay canina ! Ne isi bu ?
- Mezarlik bekçisiyim.

Sizin Kizdan Ne Haber?
Iki aile varmis ve her iki ailenin de birer kiz çocugu varmis. Birgün misafirlikte sohbete baslamislar;
-Eee sizin kizdan ne haber?..
-Valla iste ne olsun biliyorsunuz ise girdi geçen sene. Basini kasiyacak vakti yok. Ilk baslarda geceleri fazla mesai yapiyordu. Sonra hafta sonlari da çalismaya basladi. Patronu çok sevmis her isi ona veriyormus. Derken Ankara seyahatleri basladi. Bizimki çanta sekreter gibi patron nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan en sonundabu is böyle olmayacak dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi çalisiyor evladim. Ee, peki sizinki ne alemde?
-Valla bizimki ****** oldu, ben sizin kadar güzel anlatamiyorum...

Cennet-Cehennem Ligi
Bir devrin tüm en klas futbolculari cennette toplanmislar. Cennetin bas melegide futbola çok merakliymis. Seytani çagirtmis ve :
-Cennetle cehennem arasinda bir maç düzenleyelim ne dersin?
-Bosuna oynamayalim, biz kazaniriz, demis seytan.
-Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde. Seytan seytanca gülümsemis ve :
-Ama bütün hakemler de bizde.

Müsrif
Salamon be! Benim hanim çok müsrif, para yetismiyor. Inanamazsin, Pazar günü benden 200 frank istedi, Pazartesi 300, Sali 400, Çarsamba 500, Persembe 800, dün de 1000 frank!..
- Acidim sana be Mison. Nereye harciyor bu kadar parayi?
- Ne bileyim ben, verdigim yok ki...

Bizi de Uyandirir misiniz?
Adam otele gelip resepsiyona kaydini yaptirirken görevli sordu :
- Sabah sizi kaçta uyandirmamizi istersiniz? Adam basini salladi :
- Hiç geregi yok. Ben her sabah saat beste kendim uyanirim. Resepsiyonda ki görevlinin yüzü güldü :
- Aman ne iyi. Lütfen uyandiginiz zaman bizi de uyandirir misiniz?..

Iran Halisi
Kadinin biri pahali halilar satan bir dükkana girer.. ve ilk bakista çok begendigi bir iran halisina dogru yönelir. Haliya daha yakindan bakmak üzere yere dogru egildiginde istemeyek sesli bir sekilde gaz kaçirinca çok utanir ve hemen kimse duydumu diye etrafina bakinir ve arkasinda duran saticiyi görünce konuyu unutturmak için aceleyle adama
-Bu Iran halisi kaç para? diye sorar. Satici gayet piskin söyle yanit verir.
- Valla hanimefendi, haliya sadece bakmakla osurduguna göre fiyatini duysan ziçarsin.

Masum Seytan
Bir gün seytan büyük bahçeli koskoca bir malikaneye girmis. Merdivenleri çikmis. Bir kuzu görmüs. Kuzunun boynunda bir ip varmis. Seytan ipi çikarmadan sadece biraz gevsetmis. Kuzu malikenenin önünde bulunan aynayi görmüs. Sasirinca bir hamle yapip aynayi kirmis. Çikan gürültüye evin hizmetçisi gelmis. Sen naaptin? ben simdi burayi nasil temizliycem. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar demis ve kuzuya bir tekme atmis. Kuzu merdivenlerden düsünce ip yetmemis ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmüs. Bu sirada evin usagi gelmis. Neler oldugunu sormus. Kadin anlatinca bunu nasil yaparsin. Bey simdi ikimizi de kovucak. O kuzu onun için çok degerliydi demis. Ve hafifçe kadini itmis. Kadin dengesini kaybetmis ve merdivenlerden düsüp boynunu kirmis. Sesi duyunca evin hanimi gelmis. Olanlari ögrenince sinirlenmis. Tam usagi dövmek için usaga yaklasirken usak lütfen beni bagislayin ve beni kovmayin diyerek diz çökmüs. Usagin üstüne hizla gelen kadin ise ona çarpip merdivenlerden yuvarlanmis ve ölmüs. Evin beyi gelip de olanlari dinleyince belinden silah çekip usagi vurmus. Sonra kendi kendine eyvah ben ne yaptim? bir kuzu, aynanin kirilmasi ve sevmedigim karim için elimi kana bulamaya, katil olmaya degermiydi? demis ve silahi çekip bir kursunda kendine sikmis. Bütün bu olanlari bir kenardan izleyen seytansa siritarak "Ben hiç bisey yapmadim ki. Sadece aciyarak kuzunun boynundaki ipi gevsettim, o kadar..." demis...

Alis-Veris
Eski Istanbul'da bir yaptigi veresiye alis verislerde pek borcunu ödemeyen bir memur varmis. Bir gün bir alisveristeyken çarsiyi denetleyen belediye baskani adi Mehmet olan bu adama da hal hatir sormus:
- Ooo Mehmet Efendi nasilsin?
- Iyi alis veris yapiyorum. Bu cevap üzerine agzi Mehmet Efendi'den yanan dükkan sahibi hemen atilmis:
-Vallahi efendim su ana kadar yalnizca aldi. Çok sükür daha bir sey verdigini pek görmedik.

Iddia
Nasreddin Hoca, bir gün esegiyle odun getirir. Hava da cok sicak oldugundan hem kendisi hem esegi kan ter içinde kalirlar. Hoca odunlari indirir, yerlestirir. Karisina:
- Hatun, esek cok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir.
Karisida o gün yorgun oldugundan:
- Efendi, benim isim var, sen yemleyiver, der.
Hoca sicaktan iyice bunalmis vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Esegin yemini sen vereceksin ben verecegim derken is kizisir. Epeyce tartisirlar. En sonunda Hoca:
- Pekala! Öyleyse aramizda bahse tutusalim. Kim önce konusursa esege o yem versin. Anlastik mi? der.
Karisi teklifi kabul eder. Ikisi de birer köseye çekilirler. Az sonra kadin, el isini alarak komsuya gider. Hoca birsey diyemez. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hirsiz girer. Hoca'yi görünce kaçacak olur. Ama Hoca'dan hiç ses ve tepki gelmedigini anlayinca kaçmaktan vazgeçer. Ortalikta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hoca'nin gözleri önünde çuvali yüklenerek evden çikar. Karisi epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Esyalarin yerinde yeller esmektedir. Telasla:
- Bu ne hal? Efendi! diye çiglik atar.
Hoca yattigi yerden dogrularak:
- Haydi bakalim Hatun, bahsi kaybettin. Esegin yemini sen vereceksin! der.

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:54 pm

Mutlu Bebek
Iki gey birlikte yasamaktadir. Her sey çok iyi gitmekte oldukça iyi geçinmektedirler. Sonunda evlenmeye karar verirler. Evlilikleride oldukça mutludur ancak tek bir dertleri vardir oda çocuk sahibi olamamak. Bu onlari yiyip bitirmektedir. Birgün akillarina bir fikir gelir kiralik bir anne bulacaklar spermlerini birlestirerek mikroenjeksiyon yöntemi ile hamile birakacaklardir. Operasyon gerçeklesir ve bebeklerinin dogumunu beklemeye baslarlar. Dogum günü gelmistir ve her ikiside heyecanla hastane koridorunda beklemektedir. Sonunda hemsire gelir ve
-"müjde nur topu gibi bir oglunuz oldu" diyerek mutlu haberi verir. Çok heyecanlanan gey ler bir an önce bebeklerini görmek isterler ve yeni dogan bebeklerin oldugu bölüme hemsire ile birlikte giderler. Fakat bütün bebekler feryat figan aglamakta ancak bir bebek mutluluktan uçarcasina gülücükler atmaktadir. Heyecanla hemsireye bebeklerinin hangisi oldugunu sorduklarinda hemsire
- "gülen bebek sizinki" der. Sasiran geyler "nasil olur bütün bebekler aglarken bizim bebegimiz gülüyor" hemsire
- "kiçindaki dereceyi çekeyim siz ozaman görün aglamak nasil oluyor."

Merakli Deve
Genç deve annesine sormus
-"Anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük?"
Anne cevap vermis:
-"Çölde kuma batmamak için."
Genç deve tekrar sormus:
-"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermis:
-"Çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye."
Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus:
-"Bizim niye hörgüçlerimiz var."
Anne deve sabirla yanitlamis :
-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolariz."
Sonunda dayanamayan genç deve sormus :
-"Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne isimiz var?"

Kirsehirli Muavin
Bir kamyonun soförü Nevsehirli, muavini de Kirsehirli'ymis. Bir gün kamyona 6 metre yüksekliginde yük yükleyip yola çikmislar. Bir süre sonra yüksekligi 5 metre olan bir köprüden geçeceklermis. Kirsehirli muavin saga sola bakinmis, Nevsehirli soföre "Trafik yok, geç agbi" demis.

Yolunacak Kaz
Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus. Padisah, ihtiyari selamlamis.
" Selamunaleykum ey pir'i fani..."
" Aleykumselam ey serdar'i cihan..." Padisah sormus.
" Altilarda ne yaptin ?"
" Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..." Padisah gene sormus.
" Geceleri kalkmadin mi ?"
" Kalktik...Lakin, ellere yaradi..." Padisah gulmus.
" Bir kaz gondersem yolar misin ?"
" Hem de ciyaklatmadan..." Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar. Padisah basvezire donmus.
" Ne konustugumuzu anladin mi ?"
" Hayir padisahim..." Padisah sinirlenmis.
" Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim." Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor..
" Ne konustunuz siz padisahla..." Adam, basveziri soyle bir suzmus.
" Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.." Basvezir, yuz altin vermis.
" Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.."
" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis.
" Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..." Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis.
" Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim." Vezir bir soru daha sormus...
" Geceleri kalkmadin mi ne demek ?" Adam bir yuz altin daha almis. " Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..." Vezir gene kafasini sallamis.
" Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..." Adam gulmus.
" Onu da sen bul..."

Borsa
Köylünün biri essegini satmaya karar vermis.50 milyon fiyat biçmis. Herkes itiraz etmis bu yüksek fiyata. Derken baska bir köylü razi olmus ve satin almis. Satan köylünün aksam gözüne uyku girmemis, demek ki var bir hikmeti de essegi satin aldi demis. Ertesi sabah sattigi kisiye gidip 75 milyon teklif etmis. Tekrar satin aldigi essek bu sefer diger köylüyü rahatsiz etmis. Sabahi sabah edip ilk sahibine 125 milyon verip tekrar almis. Bu böyle devam etmis.
-Birgün meydanda müthis bir kalabalik bagira bagira bir essegin etrafinda toplanmislar. Bir yabancinin dikkatini çekmis ve essegin fiyatini sormus; 995 milyon cevabini alinca: Olur mu be! En fazla 20 milyon eder demis. Bir Köylü hemen itiraz etmis:
-Abi sen ne diyorsun!Var ya bu essek 1 Milyar direncini geçti mi 1.5 Milyara kadar yolu var...

Oscar
Atlas Okyanusu'nda giden geminin kaptani gemide olan bütün herkesi güverteye çagirmis. Herkes gelince
-Size bir iyi bir kötü haberim var.
Önce hangisini söyliyeyim.
Herkes: "Iyi" demis.
-13 dalda oscar kazanacagiz.

Yüzbasi
Bir Astsubay'la bir gözü takma Yüzbasi ayni bekar lojmaninda birlikte kaliyorlardi. Yüzbasi her gece yatmadan takma gözünü çikartir su dolu bir bardaga koyar sabah tekrar yerine takardi. Sicak bir Yaz aksami gece yarisi Astsubay susadi,el yordamiyla sehpadaki bardagi kapti bir dikiste yuvarladi oda ne..suyla birlikte gözüde yutmustu.Astsubay farkina vardi ama artik is isten geçmisti. Ertasi gün sabah sporundan sonra Astsubay tuvalete gitme ihtiyaci duydu .Kosar adimla tuvate gitti pantolonunu siyirdi basladi ikinmaya fakat mümkün degildi bir türlü rahatlayamiyordu.Onun ikinma sesini duyan tuvalet nöbetcisi er telaslandi nazikçe kapiyi tiklatti..
-Komutanim yardimci olayim.. Astsubay can havliyle kapiyi açti,
-Bak oglum surada ne var bir türlü s...çamiyorum deyip er'e dogru döndü. Er egilip bakar bakmaz hazirola geçti ve selam durdu.Bunu gören Astsubay sinirlendi,
- Ne selam durdun evladim diye bagirdi..
Asker yanitladi; -Nasil selam durmayim Komutanim içeriden Yüzbasim bakiyor......

Denize girmek yasak
Bir grup Ingiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmis. Birden siddetli bir firtina kopmus. Geminin batacagini anlayan kaptan hemen yolculara kosup gemiyi bosaltmalarini istemis. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayi kabul etmemis. Bir süre sonra bütün yolcularin ölüm tehlikesiyle karsi karsiya oldugunu gören kaptan hemen bir tayfasini çagirmis. "Git bir de sen dene onlari gemiden atlamaya ikna etmeyi" demis. Tayfa gitmis ve kisa bir süre sonra geri dönmüs. Kaptan merakla sormus:
-Eee, noldu?
-Hepsi atladilar efendim.
Kaptan çok sasirmis:
-Nasil olur, daha demin killarini bile kipirdatmamislardi. Ne dedin onlara?
-Çok kolay. Ingilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalilar" dedim.
Amerikalilara deniz suyunun insan vücudu için çok faydali oldugunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.

Çin Iskencesi
Adamin biri ormanda bir geziye çikiyor ve kayboluyor. Iki gün geçiyor. Adam düzlük bir yere geliyor. Bir bakiyor büyük bir ev. Hemen kosup kapiyi çalior. Kapiyi yasli bir çinli açiyor.
-Amca ben tanri misafiriyim. Ormanda kayboldum. Iki gündür durumum sudur budur anlatiyor. Çinli de:
-Seni evime alirim ama bir sartla kizima sarkmiyacaksin yoksa sana üç çin iskencesi uygularim diyor. Zaten açlik ve susuzluktan kadin düsünecek hali olmayan adam hemen kabul ediyor. Eve giriyor dinleniyor aksam yemekte kizi görüyor. Afet bir hatun. Gece herkes yattiktan sonra gizlice kizin odasina giriyor. Isini bitirdikten sonra odasina dünüp uyuyor. Sabah karninda bi aciyla uyaniyor bir bakiyor karninda dev bir kaya. Üzerinde de bi kagit:
- 1.çin iskencesi. Adam zar zor tasi kaldiriyo. Camdan disari atiyor. Kaya asagi düserken adam kayaya bagli bir ipinde kayayla beraber asagi gittigini göruyor. Bi bakiyor ipin üzerinde bir kagit:
- 2.çin iskencesi. Lan gene noluyor diye bakinirken ipin diger ucunun sag testisine bagli oldugunu farkediyor. Camdan asagi bakiyo. Cok yuksek. Simdi burdan asagi atlasak kolumuz bacagimiz kirilir ama tasagi kurtaririz diyo atliyo. Adam duserken, havada ucusan bi kagit goruyo. Adam yakaliyo kagidi, uzerinde bi yazi: - 3.çin iskencesi (NOT: Obur tasaginida yatagin bacagina bagladim)

Çilgin moruk
Yasli bir amca parkta bir banka çökmüs etrafi seyrediyormus....Derken yanina bir delikanli gelmis ki saçlari yesil, kirmizi, turuncu, mavi, sari renk boyali...
Adam çocuga bakakalmis....çocuk da küstah bir sesle:
- "ne var moruk, sen hayatinda hiç çilginca birsey yapmadin mi" demis.. Adam gülümsemis: "Yaptim.. bir seferinde çok sarhostum ve bir papagani becermistim.. simdi de yoksa bu çocuk benim oglummu diye merak ediyorum..."

Tesadüf
Doktor muayene saatini sonuna dogru kapiyi açip, salonda sohbet eden bir hanimla bir bey gördü. Buyurun ikiniz de dedi. Ikisi de muayene odasina girdiler, doktor:
-Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya basladi, biraz tereddütten sonra kadin da kizara bozara ve sinirlenerek soyundu. Soyunmalari bittikten sonra doktor adama:
-Bayan hep böyle sinirli midir?
-Vallahi bilmem... Ben de ilk defa görüyorum kendisini.

Iddia
51. piyade alayinda yuzbasi jack diye bir subay varmis. Bu alayda bütün herkes bu yzb'dan illallah demis. Çünkü her girdigi iddiayi kazaniyormus. Alay komutani sonunda dayanamayip yzb. jackin tayini ni çikarmayi basarmis. Ve bizim yzb. 61. piyade alayina tayini çikmis. 51. piyade alay komutani, 61. piyade alay komutanina telefon ederek yüzbasi için 'aman bu adama dikkat edin sakin kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayi yinede kazanir' diye uyarida bulunmus.
61. piyade alay komutani olurmu canim öyle sey diyip telefonu kapatmis. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayina gelmis ve alay komutanin karsina geçerek komutanim ben geldim' demis. Alay komutani:
- Sen misin su meshur yzb. jack derken, yzb. alay komutanina
- a a komutanim beni hatirladiniz mi, demis
- hayir hatirlamadim
- olurmu komutanim vietnam savasinda beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydiniz bende daha tegmendim.
- yok canim ben o savasa katilmadim
- aa komutanim ben adim gibi hatirliyorum sizin kiçiniza saraplen parçasi gelmisti. Kesin onun yara izide kalmistir.
- olurmu canim sen manyakmisin ben ne o savasa katildim ne de kiçimda saraplen yarasi var.
- komutanim 100$ iddiasina girerim ki sizin kiçinizda saraplen yarasi var demis ve 100$ iddiasina girilmis. Alay komutani indirmis pantalonu ve yaranin olmadigini göstermis. yzb:
- ah komutanim çok özür dilerim. yanilmisim buyurun 100$ inizi demis ve 100$ i vermis.
61. piyade alay komutani sevine sevine 51. piyade alay komutanini telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayi kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandim
- sakin ona kiçimi gösterdim deme!
- nereden anladin kiçimi gösterdigimi
- ulan senin allah belani versin allah seni kahretsin o adam senin kiçini görmek için bütün alayla iddiaya girmisti.

Kedi sütü iç
Çocuk peltekmis. Ögretmeni tahtaya kaldirmis ve tahtadaki "kedi sütü iç" yazisini okumasini istemis. Çocuk "tedi tütü it" demis. Ögretmen bagirmis ve dogru söyle demis. Çocuk yine "tedi tütü it" demis. Ögretmen acaip sinirlenmis ve çocugu dövmüs ve "dogru oku dedim sana sunu" demis. Çocugun artik canina tak etmis ve ".natini .ttimin tediti ittene tu tütü" demis.

Peri
3 erkek çocugu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini çok seviyorlar, herseyleri canlari, cigerleri o inek. Bir gün evin annesi ahira gidip bakiyor ki inek ölmüs. O da hemen orda kriz geçirip ölüyor. Sonra en büyük oglan ahira gidiyor, bakiyor ki inek de anne de ölmüs buda intahar etmek için bogaz köprüsüne gidiyor. Tam atlayacak iken bir peri kizi geliyor. Oglana benimle bes kere birlikte olursan hem inegi hem de annenizi diriltirim diyor. Tabii büyük oglan hemen tamam diyor. Gelgelelim iki diyor üç diyor dördüncü de kaliyor... 5. yi yapamayip kendini köprüden atiyor asagi. Sonra ortanca oglan geliyor ahira bir bakiyor ki anne ve inek ölmüq. Oda gidiyor köprüye. Peri kizi yine geliyor bu sefer benimle on kez beraber olursan ineggide annenizi de abinizi de diriltirim diyor. Oglan bir basliyor o da en son 8 e kadar gelebiliyor. O da kendini atiyor köprüden. En son da küçük oglan geliyor ahira bir bakiyor ki anne ölmüs bu da gidiyor köprüye. Peri kizi geliyor yine... Bu seferde benimle 15 kere birlikte olursan 4 ünüde diriltirim diyor. Bunun üzerine küçük oglan 18 olmazmi diyor peri kizi olur diyor. Oglan ya yirmi diyor tabbii o da olur diyor peri kizi.. Oglan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam deyince peri kizi, oglan gözleri parlayarak:
- Bak sonra inek gibi ölmek yok ama..

Hadim
Eski bir devirde Ingiliz, Fransiz ve Türk arkadaslar haremin camindan içeriyi gözetlerken yakalanmislar. olayi ögrenen Padisah çok sinirlenerek hepsinin meslegine göre hadim edilmesine karar vermis. Ingilize meslegini sormuslar;
-Terziyim...
-Kesin makasla,
Fransiza sormuslar;
-Oduncuyum...
-Kesin baltayla,
Bu sirada Türk gülmekten katiliyormus. merakla sormuslar; -Ya neden gülüyorsun, biraz sonra hadim olacaksin...
-ben dondurmaciyim, yalaya yalaya nasil bitireceksiniz onu merak ediyorum...

Ucuz Tedavi
Adamin biri isyerindeki kantinde arkadasiyla yemek yerken * Kolumun agrisindan ölüyorum, diye arkadasina dert yanmis. Doktora gitsem iyi olacak Arkadasi da
* Yahu ne lüzum var demis. Ilerde kösedeki marketin çikisinda yeni bir bilgisayarli cihaz koydular. Üç otuz paraya bir jeton aliyorsun kasadan,atiyorsun, yaninda getirdigin idrar örnegini açilan kapaktan içeri atiyorsun, on saniye sonra neticeyi ve tedavi için yapman gerekenleri ögreniyorsun demis. Gördügün gibi ucuz ve çabuk diye eklemis.
Adam hemen bir kaba idrarini doldurup arkadasinin dedigini yapmis ve Bilgisayar hemen yazili olarak cevap vermis:
* Kolunuzda bir cins eklem agrisi olan Tenis elbo olusmus. Sicak suya koyun, agir islerden kaçinin, iki hafta sonra düzelecektir demis
Memnun biçimde eve dönen adam, bir yandan Bilgisayarin dedigini uygularken bir yandan da muzurca fikirlere kapilip bu akilli cihazin nasil aldatilabilecegini düsünmeye baslamis. Ertesi gün olunca bir miktar çesme suyuna köpeginden alinmis bir kili koymus, üstüne bir sekilde elde ettigi karisinin ve kizinin idrar örneklerini eklemis, tüm bu karisimin üzerine bir de mastürbasyon yapip dogru cihazin yanina varmis. Jetonu atip kabi makinaya vermis, on saniye sonra cihazdan yazili yanit gelmis.
1. Çesme suyunuz çok kireçli. Bir filtre cihazi almayi düsünün
2. Köpeginizde kene var. Eczaneden özel bir sampuan alip köpeginizi yikayin
3. Kiziniz kokain bagimlisi. Bir psikiyatri klinigine yatirin
4. Kariniz hamile. Kiz ikizler. Sizden degil. Iyi bir avukat bulun.
5. Kendinizi bu yolla tatmin etmeyi birakmazsaniz kolunuz iyilesmez

Ceset parasi
II. Dünya Savasi sirasinda Rus ordulari geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri tesvik etmeye karar vermis. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaad etmis. Askerler saldirdilar. Çatismadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarini aninda aliyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapisini açti, içerisi ceset doluydu. General bunu görünce sasirdi ve askeri kenara çekerek söyle dedi :
-Asker, anlarsin ya bütçemiz zayif, haydi ben sana 7.50 ruble ceset basi veriyim.
Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana gelis fiyati 8.30 ruble

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:55 pm

Safari
Bir Amerikali ile Japon safari'ye çikmislar. Her ikisi de son teknolojik silahlarida birbirlerine nazire yapmak için yanlarina almislar. Derken uzakta bir aslan görünmüs....
Amerikali lazer tüfegini dogrultmus ve aslana ates etmis. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfegini dogrultup ates etmis. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine dogru gelmeye baslamis. Amerikali bir yudum viski içip aci sonu beklemeye baslamis. Japon hemen botlarini çikarip spor ayakkabilarini giymeye baslamis. Amerikali sormus :
-Ne o, aslandan hizli mi kosacaksin ?
-Yoo, senden hizli kossam yeter.

Ekmek ve Ördek
Ördek bara girer ve barmen'e:
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok
- ekmek var mi
- yok dedik ya
- ekmek var mi
- eger bir daha sorarsan seni duvara çivilerim
- çivi var mi
- yok
- ekmek var mi

Kamplumbaga
Ücra bir koyun ilkokuluna mufettis gelecegi haberi alinir. Bunu duyan tek sinifli ilkokulun tek ögretmeni panikler çünkü çocuklar 2. sinifta olmalarina ragmen çok zor okumaktadirlar. Ögretmen mufettisin gelecegi gün sinifta ufak bir konusma yapar:
"Bakin çocuklar bugün okulumuza müfettis gelecek. Muhtemelen de tahtaya birseyler yazip okumanizi isteyecek. Müfettis tahtaya birsey yazmaya baslarsa hemen bana bakin ben size ne yazdigini anlatirim, siz de okumus gibi yapip söylersiniz."
Çocuklarin aklina yatmis bu tabii. Müfettis gelmis, kisa hosbesten sonra ögretmen çocuklardan birine "Kalk bakalim" demis "Su tahtaya yazdigimi oku" ve baslamis kocaman harflerle "kaplumbaga" yazmaya. Bunu gören ögretmen müfettise çaktirmadan çocuga bir güzel anlatmis ne oldugunu tahtadakinin.
Müfettis: "Oku bakalim oglum ne yaziyor?"
Ögrenci: "Tos-ba-ga"

Enayi
Enayi Bir arastirmaci sabir ve dikkatle çalisarak iki fareye aciktiklari zaman burunlari ile bir zile basmayi ögretti. Üç gün sonra bu farelerden biri digerine söyle diyordu: "Enayiyi amma alistirdik yahu... Her zile basisimizda peynir veriyor"

Sempanze
Kadin bebegiyle otobüse binerken otobüs söförü kendini tutamayip söyle demis:"- Aman tanrim ne kadar çirkin bir bebek..." Kadin sinirle biletini kutuya basmis, en arka tarafa geçmis, bir adamin yanindaki bos yere oturmus. Adam dönüs kadina;"- Özür dilerim. Acaba az önce söförle aranizda ne geçti?"
Kadin: - Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret...
Adam: - Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teskil eder.
Kadin: - Dogru. Gideyim de sunu bir azarlayayim.
- Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum...

Ögrenci Yurdu
Üniversitede dönemin ilk gününde Rektör yeni gelenleri toplamis, üniversite kurallarini anlatirken sira yurt olayina gelmis. Rektor demis ki
"- Kiz yurtlari erkek ögrenciler için yasak bölge. Erkek yurtlari da kiz ögrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kisiye ilk seferinde 20 dolar ceza kesilecek. Ikinci yakalanisinda 60 dolar, üçüncü yakalanisinda da 180 dolar ceza kesilecek. Sorusu olan var mi?"
Arka taraftan bir erkek ögrenci sesi:
- Sezonluk bilet ne kadar?

Süpermen
Iki adam New Yorktaki Empire State binasinin tepesindeki barda oturuyorlarmis. Biri digerine dönmüs:
- Biliyor musun geçen hafta sunu kesfettim; Bu binanin etrafinda öyle kuvvetli rüzgarlar var ki, tepesinden atliyorsun asagi, 10. Kata kadar düsüyorsun, sonra rüzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni döndürüp 10.Kat penceresinden içeri atiyor...Barmen bunu duyunca kafasini olumsuz bir sekilde sallamis. Öbür adam demis ki:
- Yahu sen deli misin olacak sey degil su dedigin..
- Yok kesinlikle oluyor denedim ben. Istersen simdi göstereyim sana.
Ve adam kalkmis bardan, gitmis pencereye, yallah atlamis asagi. 10.Kata yakinlasinca birdenbire pencereden içeri dogru kayivermis. Sonra da asansöre binip yukari, bara çikmis. Öbür adam demis ki:
- Yahu gördüm ama bu bir sefer olacak bir seydi bir daha olmaz
- Olur olur bir daha göstereyim bak...
Ve adam yine cumburlop asagi atlamis. Yine 10. kat civarinda rüzgar adami pencereden içeri ativermis. Adam bara dönünce öteki adama deneyip görmesini söylemis. Öbür adam:
- Haydi bakalim. Hakkaten ise yariyor demek. Bir deneyeyim...Demis ve pencereden asagi atlamis. Direk asagi uçarken 11. kati geçmis, 10.kat, 9.kat, 8.kat derkent taakk diye kaldirima yapismis. Yukarida barda barmen birinci adama dönmüs ve:
- Süpermen, içince essogluessegin teki oluyorsun...

Büyülü göl
Bir zenci ormanda yürüyormus. Birden uzaktan gelen garip sesler isitmis :
"Çan Lin Wang, Wung Çon Li..."
Sesin geldigi yöne dogru yürümeye baslamis. Birkaç saniye sonra sesler yine duyulmus :
"Po Mang Fu,Wong Ton Çi...".
Bu arada adam açik bir alana gelmis, bir de bakmis ki mistik görünümlü bir göl var. Az ötede de bir Çinli duruyor. Hemen yanina gitmis ve bu tuhaf seslerin ne oldugunu sormus.
"Haaa" demis çinli, "Bu göl büyülü. Eger bir tas sektirirsen sana atalarinin isimlerini söylüyor. Bak simdi.." ve bir tas sektirmis. Büyülü ses yine duyulmus :
"Wu Lang Çing, Hung Wong Lu..."
Çinli Zenciye "Haydi sen de dene" demis. Zenci bir tas almis ve sektirmis ve ses duyulmus:
- Sem Pan Ze

Kizilderili
Nasa, 1966 yili civarinda aya gidecek Apollo astronotlarini egitmek için kizilderili rezervasyonu sinirlarinda bulunan ve ortami ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City e götürmüs. Astronotlar çalismaya baslamis. Acayip görünümlü kamyonlarin arasinda sadece 2 uzay giysili astronot görünüyormus uzaktan. Yakinlarda da yasli bir Navajo çobani ile oglu koyun otlatiyormus. E iki astronot dikkatlerini çekmis izlemeye baslamislar. Bu arada da bazi Nasa personeli onlari farketmis ve yanlarina gelmis. Çoban ingilizce bilmedigi için oglu araciligiyla o iki acaip adamin ne oldugunu sormus. Nasa personeli de "O adamlar aya gidecek astronotlar, egitim yapiyorlar" deyince Çoban çok heyecanlanmis ve astronotlarla aya bir mesaj yollamasi mümkün mü diye sordurmus ogluna. Nasa personeli bunun çok orijinal bir sey olacagini düsünüp bir kosu teyp getirmisler ve adamin mesajini Navajoca teybe kaydetmisler. Mesaj kayidi bitince Nasa personeli çocuktan babasinin mesajini tercüme etmesini istemis ama çocuk reddetmis. Daha sonra Kizilderili rezervasyonunda birçok kisiye yanasmislar, her biri önce "Cik cik cik" demis sonra da mesaji tercüme etmeyi reddetmis. Ama en sonunda eline para sikistirilinca bir genç yasli adamin mesajini tercüme etmis:
- Bu heriflere dikkat edin, topraklarinizi çalmaya geldiler
Microsoft & General Motors
Bu gerçek bir olay. Geçmis yillardaki bir COMDEX bilisim fuarinda Bill Gates Bilgisayar endüstrisi ile araba endüstrisini kiyaslarken "Eger General Motors araba teknolojisini bilgisayar teknolojisi kadar geliismis tutsaydi, hepimiz 25 dolara satin alinabilen ve bir litre benzinle bin kilometre yapan arabalar kullaniyor olurduk" demesiyle baslamis. Bunun üzerine General Motors bir basin bildirgesi hazirlamis ve bu bildirge General Motorsdan bay Welch tarafindan okunmus. Eger General Motors teknolojiyi Microsoft gibi gelistirseydi su karakteristiklerde arabalar kullaniyor olurduk:
- Yol çizgilerinin her boyanisinda yeni araba almak zorunda kalirdiniz
- Arabaniz anayolda yoktan yere sik sik stop ederdi, siz de bunu dogal kabul eder, arabayi yeniden çalistirir ve yolunuza devam ederdiniz
- Çogu zaman manevra yaparken arabaniz stop eder ve tekrar çalismazdi ve siz de motoru yeniden taktirmak zorunda kalirdiniz. Her nedense bunu da dogal kabul ederdiniz.
- Macintosh günes enerjisiyle hareket eden, iki kat daha güvenilir, bes kat daha hizli, iki kat daha kolay kullanilan bir araba yapardi, ama bu araba Microsoft tekelinden dolayi yollarin ancak yüzde besinde gidebilirdi.
- Yag, Isi, Benzin ve Sinyal göstergelerinin yerini tek bir "Genel Araba Hatasi" göstergesi alirdi
- Kaza aninda Hava Yastigi açilmadan önce sorardi: "Emin misiniz?"
- Eger yeni bir araba almaya gücünüz yetmezse arkadasinizinkini ödünç alip kopyalardiniz
- Yeni bir araba aldiginizda çalismaya baslamasi için bir hafta boyunca atesleme sistemi ayarlariyla ugrasmaniz gerekirdi
- Eger bir kaza geçirseydiniz, nasil oldugu hakkinda en ufak bir fikriniz olamazdi
- Microsoft arabalarina koyacagi, ama diger arabalarda çoktandir olan "Yeni" özelliklerle ilgili tantana yapardi

3 Zarf
Sirkette eski genel müdür kovulmus, yeni bir genel müdür atanmisti. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmisti. Eski müdür yenisine ileride her basi sikistiginda bir zarfi açmasini söyledi. Ve yeni müdür ise basladi. Alti ay isler yolunda gitti. Fakat sonra satislar birdenbire düstü. Ne yapacagini bilemeyen yeni müdür, en sonunda 1. zarfi açti. Zarfta söyle yaziyordu:
- Kendinden önceki müdürü suçla... Yeni müdür hemen bir basin toplantisi ayarladi ve sorunlar için kendinden önceki müdürün politikalarini suçladi. Basin ve borsa bu açiklamalara olumlu bakti, sirket hisseleri toparlandi, bu arada da satislar düzeldi... Isler bir süre daha yolunda gitti. Fakat sonra üretim sorunlari çikti. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfi açti. zarfta su yaziyordu:
- Sirketi yeniden organize et. Yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun çözüldü. Bir süre sonra isler yine bozuldu. Yeni müdür kosa kosa gitti ve 3. zarfi açti:
- 3 zarf hazirla...

Meslek
Birinci sinifa baslayan çocuklara ögretmen, babalarinin mesleklerini soruyordu :
-Söyle bakalim Tuna, baban ne is yapiyor? Tuna :
-Otobüsleri kaldiriyor efendim, dedi. Bir sira önde oturan bir çocuk yanindaki arkadasina yavasça sordu:
-Pekiyi anlayamadim, neymis babasi? Arkadasi büyük bir saflikla cevap verdi:
-Vinç mis, vinç!

Iyilik
Okulda ögretmen çocuklardan hafta sonu bir iyilik yapip gelmelerini ister..Siniftada 3 afacan çocuk vardir.. Hafta basi gelince ögretmen sirayla herkese ne tür iyilikler yaptiklarini sormaya baslar.. Sira bizim afacanlara gelmistir..
Ali'ye sorar: Ali söyle bakalim sen nasil bir iyilik yaptin..?
Ali övünerek: Hocam yasli bir bayanin karsiya geçmesine yardim ettim der.
Ögretmen: Aferin der..
Sira Veli'ye gelir: Onada ayni soruyu sorar..
Veli'de: Hocam bende Ali'ye yardim ettim..Yasli bayani karsiya geçirdik..
Ögretmen : Peki hala der..
Sira Osman'a gelir.. Ayni soruyu onada sorar..
Osman'da: Hocam bende Ali ile Veli'ye yardim ettim, Yasli bayani karsiya geçirdik..
Hoca biraz düsünür ve sorar:
-Neden üçünüzde ayni kisiye yardim ettiniz peki?
Çocuklar hep bir agizdan:
-Hocam, yasli kadin karsiya geçmek istemeyince üçümüz bile az geldik, ne diyonuz siz?

Imamlarin maçi
Trabzonlu imamlar kendi aralarinda maç yaparlarmis ama ne hikmetse hep merkez imamlarinin takimi maçi kaybedermis. Bir gün merkezin hocalardan biri demis ki: -Böyle olmayacak. En iyisi biz Trabzonspor'lu Hami'ye rica edelim gelsin takimda oynasin.Soran olursa merkez camii imami Hami Hoca deriz demis. Hami'den rica etmisler. Hami de kabul etmis. Maç oynanmis ama merkezin imamlari yine maglup olmuslar. Maç dönüsü merkez imamlarinin arkadaslarindan biri sormus:
-Hoca bu hafta kazandik degil mi?
-Malesef 2-1 yenildik
-Yapma ya nasil olur Hami oynamadi mi?
-Oynadi ve bizim golümüzü de o atti
-Peki onlarin gollerini kim atti?
-Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca

Cüceler
Cüce kiz kardesler evlenmeye kara verirler. Iki cüce erkek kardes bulup evlenirler. Daha sonra balayina çikarlar. Otelde odalar yanyanadir. Çiftlerden biri bir türlü beceremez. Bu arada yan odadanda sürekli hop hop hooop hop diye sesler geldigini duyar. Bu duruma çok sinirlenir. Tekrar tekrar denerler ama yinede beceremezler. Sabah çiftler kahvaltiya oturduklarinda, birtürlü yapamayan çift diger çifte; biz dün gece birsey yapamadik, sinirlendik uyuduk der. Diger çifette; siz yine uymussunuz biz yataga bile çikamadik der.

Hepsi eriyor
Deli , kahveye girdiginde soluk solugadir. Bos bir masaya oturup ocaga seslenir;
- Bana bir çay !
Çay gelir, sekerleri atip karistirir. Garsonadan yine seker ister. Onlari da atip karistirir, yeniden ister. Garson;
- Sekiz seker koydunuz çaya, der saskin saskin,
- Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor

Posta
Bir fakir Kirsehirli paraya çok sikismis. Her türlü çareye basvurmus, yardim eden olmamis.
Son çare olarak, 'Allah, sikisan kuluna yardim eder' inancindan hareketle, Allah'a mektup yazmaya karar vermis. 'Cenab-i Allah Yüksek Katina' diye baslamis ve 'Allah'im ne olur bana bir yüz milyon lira gönder' diye bitirmis. Zarfin üzerine de 'Esirgeyip bagislayan Yüce Allah' diye yazip postaya vermis.
Postacilar mektuplari ayirirken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce açmislar. Mektup sahibine acimislar ve aralarinda para toplayip yardim etmeye karar vermisler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermisler. Parayi alan Kirsehirli, hemen Allah'a bir mektup daha yazmis.
Postacilar, 'Allah' adresli iknici mektubu açmislar. Kirsehirli söyle yaziyormus:
'Allah'im gönderdigin parayi aldim, tesekkür ederim. Ama, bundan sonra para gönderirken, Meleklerinle gönder, hirsiz postacilar gönderdiginiz paranin 20 milyon lirasini çalmislar.'

Fotograf
Resmi bir daireden, Kirsehirli birisinden 12 fotograf isterler. Kirsehirli, yaninda 6 fotograf oldugunu söyler. Görevli, 'Onlari ver, arkadan 6 fotograf daha getir' der.
Bunun üzerine Kirsehirli, biraz sonra enseden çekilmis 6 fotografi, görevliye getirir

Parasütçü
Kirsehirli iki arkadas askere gitmisler ikisi de parasütçü olmus. Belli bir egitim gördükten sonra parasütle deneme yapiyorlarmis. Ikisi de uçaktan atlamislar. Ellerinde yüksekligi gösteren bir alet varmis. Arkadaslardan birisi alete bakarak sayiyormus.'250,200,150,100,90,80,70,60,50,40,30,2 0 açmasak da olur. Geldik'



Amerikan hastanesi
Bir USA Askeri Birliginde açinin yemekleri yüzünden millet hemoroid olmus. Tam 107 kisi yatak yorgan yatiyormus. Bir gün Revire gezmeye gelen komutan her askerin önüne duruyor ve soruyormus:
- Merhaba asker , hastaligin nedir ?
- Merhaba komutanim , hemeroidim var
- Tedavi olarak ne yapiyorlar ?
- Ilaçli pamuk efendim.
- Bir arzun var mi asker ?
- Bir an evvel iyilesip tekrar vazifeme dönmek istiyororum komutanim...
Komutan herkesin önünde durup ayni sorulari sormus ve hep ayni cevaplari alinca memnun olmus. Sira en son siradaki adama gelmis. Ona da ayni sorulari sormaya baslamis:
- Merhaba asker , hastaligin nedir ?
- Bademciklerimden rahatsizim efendim.
- Öyle mi ? Peki ne ilaç kullaniyorlar ?
- Ilacli pamuk efendim.
- Güzel. Peki bir istegin var mi evladim?
- Var, efendim. Mümkünse sira bana gelince pamugu degistirseler diyecektim de....

Dünyanin Sonu
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrinin yaninda bulmuslar. Tanri bunlara dönmüs " Sizi buraya çagirdim çünkü 2000 yilinda kiyametin kopacagini cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demis. Daha ne oldugunu anlayamadan bi de bakmislar ki evlerindeler...
Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarina haber vermis ve canli yayina çikmis. " Sayin vatandaslarim, size bir iyi bir de kötü haberim var. Iyi olani, In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman bosuna inanmadiniz. Kötü olan ise 2000 yilinda kiyamet kopacak...
" Kastro'da bos durmamis hemen insanlarinin karsisina geçmis. " Yoldaslar üzgünüm ama size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi kandirmisiz, tanri gerçekten de varmis! Ikincisi ise daha kötü, daha tanriya inanamadan hepimiz ölecegiz, çünkü 2000 yilinda kiyamet kopuyor.
" Bu arada Gates'de bütün kurmaylarini toplamis havadis veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanri beni dünyanin en önemli üç kisisinden biri olarak görüyor. Ikincisi ise artik "year2000" problemini çözmemize gerek kalmadi..."

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:56 pm

Savas Gemisi
Bir savas gemisi karanlik ve sisli bir gecede yol aliyormus. Derken kaptan köskündeki komutan tam karsida ve uzakta üzerlerine dogru gelen bir isik farketmis. Hemen karsi tarafa sinyal göndererek su mesaji geçmis: -"Derhal rotanizi 30 derece doguya çeviriniz" Karsidan aninda cevap gelmis:
-"Sen rotani 30 derece batiya çevir!" Komutan sasirmis, biraz da sinirlenmis, mesaji tekrarlamis:
-"Rotani derhal 30 derece doguya çevir, emrediyorum!" Karsidan cevap:
-"Asil sen rotani 30 derece batiya çevireceksin!"
Komutan öfkeden küplere binmis, bir mesaj daha yollamis.
-"Ben 30 yillik kaptanim, sana son kez emrediyorum, rotani 30 derece batiya çevir!"
-"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotani 30 derece doguya çevir."
Komutan, o kadar sinirlenmis ki, hemen mürettebata bütün toplari atese hazir hale getirmelerini emretmis ve son kez bir mesaj göndermis: -"Burasi bir savas gemisi, derhal rotani 30 derece batiya çevirmezsen atese baslayacagiz."
-"Burasi da bir deniz feneri.. Sen rotani bir an önce 30 derece doguya çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksin"

Mustafa Abi
Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyorlar mis biryandan da pispirik çeviriyorlarmis. Içlerinden biri (Mustafa Abi) televizyonda Ecevit'i görmüs ve demis:
- Ulan, basbakan oldu yüzümüze bakmiyo. Eskiden böylemiydi bea! Etrafimda dolanirdi! Hey bee, zaman ne çabuk geçiyor... Tabii kahvedekiler merakla sormuslar:
- Mustafa Abi? Sen nereden taniyorsun Basbakani yahu?
Mustafa Abi istifini bozmadan cevap vermis:
"-Ulan üniversite yillarinda abilik ettim ona! Az ekmegimi yemedi!! Gel gör ki simdi bizi unutmus baksana!"
Kahvedeki ahali inanmamis tabii ki. Mustafa Abi'de inandiirmak için demis ki:
- Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çikista yakalayacagiz Ecevit'i. O zaman anlarsiniz yalan mi degil mi??
Hepbirlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çikista Ecevit'i yakalarlar. Ecevit hemen Mustafa Abi'nin elini öpmeye kalkisir ve der ki:
- Abim, Mustafa abim; kusura bakma basbakanlik bir dakika bos birakilmiyor ki! Kusuruma bakma abi.
Mustafa abi kahve ahalisine söyle bir bakar ve ahalinin acayip sekilde etkilendigini görür. Baska birgün gene kahvede ahali ile TV seyreden Mustafa Abi TV'de Süleyman Demirel'i görür ve der:
- Bu da öyle. Cumhurbaskani olunca kendini birsey zannetti. Hayirsiz çikti bu da!!
- Hadi canim. Ecevit'i belki sans eseri taniyorsun ama buna inanmiyoruz!!, der.
Mustafa Abi hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya gider. Mustafa Abi'yi gören Demirel hemen Ecevit gibi Mustafa Abi'nin ellerine sarilir ve öpmeye kalkisir. Mustafa Abi buna izin vermez tabi. Demirel ekler:
- Abi Vallahi billahi kusura bakma. Uzun yillardir göremiyordum seni. Tamda seni ziyarete gelecektim der.
Mustafa Abi tekrar ahaliye dönerek bir bakis atar ki artik ahalinin gözünde peygamber kadar yükselmistir.
Yine birgün kahvede tv izlerken bu sefer tv ye Clinton çikar. Mustafa Abi söze baslar ve der ki:
- Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu günleri? Tabi zengin oldun, Amerika'ninda basina geçince unuttun bizi.. Hayirsiz herif!!
Ahali bu kadarininda fazla oldugunu söyler ve digerlerinin belki bir sans eseri olabilecegine ama Clinton'u tanimasinin imkansiz olduguna imece usülü karar verirler.
Mustafa Abi'nin tabii ki kafasi atar ve bazi köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler. Kapidaki görevliye Clinton ile görüsmek istediklerini söylerler.. Görevlide sadece bir kisinin girebilecegini söyler. Köylüler düsünürler ve sadece Mustafa Abi'nin Clinton'u tanidigini söyleyerek Mustafa Abi'nin gitmesini isterler.
Güvenlik Mustafa Abi'yi iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapidan kimse çikmaz. Köylüler sikilir. Penceredende bakma olanaklari olamadigi için ordan geçen uzun boylu birine sorma karari alirlar. Sans eseri orada o anda Michael JORDAN geçmektedir. Ingilizce bilen bir köylü Michael Jordan'a döner ve der ki:
- Ya Jordan Abi. Senin boyun uzun. Camdan içeri bakip neler oluyo, kaç kisi var bi baksana... Jordan camdan bakar ve cevap verir:
- Vallahi ne oldugunu bilmiyorum. Içerde 6 kisi var. Biri Mustafa Abi, digerlerini tanimiyorum.

Ekran Koruyucu
BILL GATES ölmüs ve tanrinin huzuruna çikmis. Tanri Sen iyi bir çocuksun Bill demis, herkese yapmam ama sana seçme hakki verecegim, cenneti de cehennemi de gör, hangisini istersen oraya git.?
Bill önce cehenneme gitmis, deniz kenarinda, harika bir gün batimi yasanmaktaymis, kizarmis köpükler kumlari yaliyor, hafif ilik rüzgarda palmiyelerin yapraklari nazli nazli sallaniyormus. Allah allah demis Bill, Bize hiç böyle anlatmamislardi!? Sonra cennete gitmis.Orasi da fena degilmis ama dogrusu cehennemle kiyaslanmazmis. Cehennemi seçtim demis tanriya.
Güzel düsler kurarak kapidan girdiginde tam da bildigi cehennemle karsilasmis; kazanlar kayniyor, zebaniler ortalikta dolasiyor,alevler gökyüzünü kizila boyuyormus.
Aman demis Bill, Hemen tanriya çikmam lazim ve soluk soluga bagirmis; Benim ilk gördügüm cehennem böyle degildi.?
Tanri gülmüs, çok geç artik Bill demis, seçimini yaptin. O ilk gördügün sadece ekran koruyucuydu...?

McGayver
McGyver markete gitmis. Kasiyer kiza yaklasip, "Iyi günler, ben 6 metre dikenli tel, bir tane demir makasi, bolca zimpara kagidi, bir de elektrikli testere istiyorum" demis.
Kasiyer kiz sasirmis: "I.. i. iyi ama onlari burada bulamazsiniz ki, burasi küçücük bir market, burada sebze meyve gibi seyler vardir sadece..." demis.
McGyver 1-2 dakika düsünmüs, sonra kasiyer kiza dönmüs: "Tamam, onlar da olur" demis

SA
Sakip Sabanci Aga'ya bir gün demisler ki : -Aga bu dünyada her sey senin için güllük gülistanlik. Nereye baksak her tarafta senin sirketleri, fabrikalari görüyoruz, (MarSA, YünSa, LasSA, ToyotaSA...). Burada isin iy. Ya diger tarafta ne olacak, orada ne yapacaksin, nasil kurtulacaksin zebanilerden?.. Sakip Aga gülmüs:
-Öte yanda da isimizi saglama aldik
Bir tarafimizda ISA, diger tarafimizda MuSA."

Servet
Iki fakülte arkadayi yillar sonra sokakta karsilasir, biri digerini eve yemege davet eder...
- Oglum bu ne ev böyle be, su salonun büyüklügüne bak! Nereden buldun bu kadar parayi birader? Duvarlarda nadide tablolar...
- Gel göstereyim, gel su pencerenin önüne... Suradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet.
- 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farki cebe indirdik.
Iki yil sonra iki arkadas yine karsilasir...
- Gel bu sefer ben seni davet edeyim, bize gidelim...
- Yuh! Suraya bak... Vay anam vay! Oglum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle. Bizimki bunun yaninda müstemilat olmaz valla, saray asil burasi.
- Gel nasil yaptigimi sana göstereyim, geç su pencerenin önüne, bak surada otoyolu görüyor musun?
- Hayir! - Iste !!!

Beni Bekle
Anne ve babasi ile uzun bir tartismadan sonra biyiklari yeni terleyen delikanli, bavulunu toplamis..
"Sakin beni durdurmaya kalkmayin.. Ben heyecan istiyorum, Ask istiyorum..Cosku istiyorum..Bol para, güzel kizlar istiyorum.. Bu evde bunlarin hiçbiri mümkün degil.."
Sonra kapiya dogru yürümüs..
"Dur" diye bagirmis, babasi arkasindan..
"Size söylemistim, beni durdurmaya tesebbüs etmeyin diye geriye bagirmis delikanli.."
"Dur" diye yeniden bagirmis babasi, oglu bahçe kapisindan çikarken..
"Dur... Beni bekle.."

Önemli Neden
-Hayrola nereden?
-Be be ben mi? Rad rad radyodan geliyorum...
-Ne vardi radyoda?
-Spi spi spi spiker si si si synavi vardi da...
-Eeee, ne oldu?
-Bi bi bi birak yahu? Ki ki kiravat tak tak takmadik diye almadilar.

Kamyon Soförü
Bir kamyon soförü 30 kisiyi ezerek öldürmüs. Mahkemeye çikmis. Hakim sormus,anlat bakalim nasil oldu. Soför anlatmaya baslamis. Kamyonla yokustan asagi inerken arabamin fireni patladi benimde durmam için saga veya sola çarpmam gerekiyordu. Sag tarafta küçük çocuk, soltarafta da 30 kisi vardi. Bende sag tarafa çarpmaya karar verdim demis.Hakim de sinirlenerek sormus. E o zaman nasil 30 kisiyi ezdin. Kamyon soförüde: ben ne yapayim çocuk birden bire karsiya geçti demis.

4 Motorlu uçak
Amerikali'lar 4 motorlu bir uçak yapmislar ve arabistan çöllerinde uçurmak istemisler , yanlarina bir arap pilot almislar ve uçmaya baslamislar giderken bom diye bir ses gelmis ve 1. motor patlamis, göstergede no panik this is a amerikan teknoloji yazmis,biraz daha gitmisler tekrar bom diye bir ses gelmis ve 2. motorda patlamis,yine no panik this is a amerikan teknoloji yazmis,az daha gitmisler tekrar bom diye bir ses gelmis 3. ve 4. motorlarda patlamis yine no panik this is a amerikan teknoloji yazmis ve pilot uçagi otomatik pilota baglamis ve uçak yere inmis.Araplar'da böyle bir uçak yapmislar ve amerikali bir pilotla kesfe çikmislar giderlerken 1. motar patlamis no panik this is a arabik teknik yazmis giderken 2.motorda patlamis ve yine no panik this is a arabik teknik yazmis giderken 3. ve 4. motor da patlamis göstergede repeat after me eshe düella ilahe illah ve eshe dü enne muhammeden abduhu versulühü yazmis.

Not
Arabasini park edip lokantaya giren adam, çiktginda arabasini akordeona dönmüs bir halde bulur.Cam sileceginin altinda bir kagitt vardir. Kagidi açtiginda, su satirlarla karsilasir :
-Ön vitesle geri vitesi karistirip arabaniza sert bir sekilde çarptim. Arabanizda gördü?ünüz gibi çok büyük hasar var. Olayi gören kimseler de su an, ben bu satirlari yazarken çevremde toplanmis bulunuyorlar ve bu kagida adimi ve adresimi yazdgimi saniyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi degilim!

Ilk Ask
Evliliklerinin ustunden henuz bir ay gecmistir.Mutlu koca genc ve guzel karisina sarilir :
-Ilk ask ne kadar tatli, ne heyecanli degil mi?
Genc karisi yanitlar :
-Evet... ama seni tanidigima da memnunum...

Ameliyat yeri
Iki sevgili bir agacin golgesinde otururlar.Delikanlinin tatli sozleri arasinda bir ara kiz sevgilisinin kulagina fisildar :
-Sevgilim sana apandist ameliyati oldugum yeri gostereyim.
Delikanlinin gozleri parlar.
-Goster canim goster.
Kiz eliyle uzak bir yeri gostererek :
-Bak su ilerde gorunen sari bina var ya, onun ucuncu kati....

Kuaför
Adam, lüks erkek kuaföründe oturmus bir yandan sakal tirasi yapilirken bir yandan da elleri manikürlenmektedir.
Manikürü yapan sarisin fistik adamin ilgisini çekmekte gecikmez, "Güzelim, bu gece benimle çikmaya ne dersin??"
Kiz gülümser, "Özür dilerim ama ben evliyim."
"Bosversene" der adam, "Seninkine telefon et bu gece isin çiktigini eve gelemeyecegini söyle!"
"Istersen sen söyle, su anda seni tiras ediyor..."

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:57 pm

Tarla
"Bir adamin çok büyük bir tarlasy varmis,tarlasyyla övünür ,hava atarmis.Ancak bir gün tarlasyna geldiginde onu çok kizdiran birsey görmüs ki,Tarlasynyn ortasyna birisi bir yol yapmy?,oturup beklemeye baslamis ve ilk geleni iyi bir dövecegim demis.Biraz sonra esegin üzerinde bir adam çika gekmis,mal sahibi adamy e?ekten indirip dövmeye baslamis,esek bayilana kadar dövmüs,daha sonrada adamy ayni sekilde bayilana kadar dövmüs.Olayi uzaktan seyreden üçüncü bir sahis sormus ; neden ilk önce esegi dövdün ? adam cevap vermis "ilk önce adamy dövseydim esek kaçardi"

Golf
Bir cumartesi sabahi.. Iki genc kadin golf oynuyorlar.
Sarisin olani topu dikmis.. Sopayi oyle bir savurmus ki.. Top havada kursun gibi ucmus, obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla carpmis..
Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum kaldigini gormusler.
Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..
"Lutfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala bacaklarinin arasinda kelepceli..
"Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.." Sarisin israr etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda.. Kadin cok yumusak hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana sarkitmis once. Sonra adami cimlere uzatmis. Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya baslamis..
Biraz sonra sormus..
"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum..
Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."

Patron ve Sekreter
Patron (adam) ve sekreteri (kadin) sehir disina yemege gitmek için arabayla yola çikarlar.
Fakat araba yolda problem yaratir. Inip bakarlar tamir olacak gibi degil. Burda kaldik diye söylenirler. Ilerde bir küçük ev görürler. Giderler ve kapisinin açik oldugunu görürler. Araladiklari kapidan baktiklarinda sanslarina bir de yatak olduguna sevinirler.
Adam,"sen yataga yatabilirsin, ben de uyku tulumuyla suraya kivrilirim" der. Yatarlar.
Biraz sonra sekreter "ben üsüyorum" der. Adam uyku tulumunun fermuarini açar, kalkar ve bir battaniye alip kadinin üzerine örter. Tekrar gider uyku tulumunun içine girer. Fakat çok geçmez.
Kadin biraz da arzulu bir sesle "ama ben hala üsüyorum der". Adam yine kalkar ve bir battaniye daha alip kadinin üzerini örter. Döner, uyku tulumuna girip uyumaya çalisir.
Yine biraz sonra kadin arzulu bir sesle "ama ben isinamadim" der. Adam tekrar kalkar. Bir battaniye daha alir ve kadini örter. Dönüp tekrar uyku tulumunun içine girer.
Biraz sonra kadin daha arzulu bir sesle "ama ben üsüyorum ve bir türlü isinamiyorum" der.
Adam "en iyisi biz seninle bu aksam evliymisik gibi davranalim, ne dersin?" diye sorar.
Kadinin hosuna gider ve sevinçle "olur" der. Adam oldukça yükses tonda bagirir:
"kalk ve su lanet battaniyeyi alip üzerini ört" der



Vehbi Efendi
Bir gün padisah Vehbi Efendi'yi yanina çagirir ve: "Bana öyle bir siir yaz ki bir misrasini okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. Ve iste sonuç asagida:
* Azm-u hamam edelim, sürtüstürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
* Lal-u sarap içurem ve islatip geçirem, Parmagina yüzügü, hatem-i zer drahsan.
* Egil egil sokayim, iki tutam az midir? Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.
* Diz çökerek önüne ilik ilik akitam, Bir gümüs ibrik ile destine ab-i revan.
* Salinarak giderken arkandan ben sokayim, Ard etegin beline, olmasin çamur aman.
* Kulaklarindan tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasin yola revan.
* Öyle bir sokayim ki, kalmasin disarda hiç, Düsmanin bagrina, hançerimi nagehan.
* Eger arzu edersen, ben agzina vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
* Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altini, olsun kulun saduman.
* Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin, Esselamun aleyküm ve aleykümesselam. Sümbülüzade Vehbi Efendi

Iskoç'un Taragi
Sokakta karsilasan iki Iskoçyali, aralarinda konusuyorlardi:
- Üzgün görünüyorsun, Neyin var?
- Sorma? Canim çok sikiliyor.
- Neden ?
- Taragimin bir disi kirildi.
- Taragin bir disi kirildi diye, insan bu kadar üzülür mü?
- Kirilan taragin son disiydi

Rolex
Avukat arabasini bürosunun önüne çekmisti inmek için kapiyi açti tam o sirada arkadan hizla gelen tir kapiyi aldi götürdü hemen kalabalik birikti ambulans polis ...vs polis avukata sordu nasil oldu avukat sinirli inecekken arkadan geldi kapiyi aldi götürdü eyvah o kadar para vermistim. Polis: peki beyfendi kolunuz nasil koptu Avukat bagirarak eyvah rolexim rolexim

Herkes, Hiç kimse, Herhangibirisi, birisi
Öykünün kahramanlari 'Herkes! 'herhangi biri' birisi ve Hiç kimse adli dört kisidir Ortada HERKESTEN yapmasi istenilen bir is vardi.HERKES bu isi kesimlikle BIRISININ yapacagina inaniyordu HERHANGI BIRININ yapabilecegi bu isi nedense HIÇKIMSE üstüne almadi BIRISI bu duruma çok üzüldü Çünkü yapilmasi gereken is HERKESIN isiydi Fakat buisi HERKESIN yapamayacagini HIÇKIMSE aklina getirmemisti HERKES ise konuya nasilolsa HEHANGI BIRI yapar gözüyle bakiyordu sonunda HErKES,HERHANGI BIRININ yapabilecegi fakat HIÇ KIMSENIN yapamadigi bu isin suçunu BIRISInin omuzlarina yükledi

Enayi
Bir arastirmaci sabir ve dikkatle çalisarak iki fareye aciktiklari zaman burunlari ile bir zile basmayi ögretti.Üç gün sonra bu farelerden biri digerine söyle diyordu:
enayiyi amma alistirdik yahu ....her zile basisimizda peynir veriyor.

Uyusturucu
Iki genc uyusturucu icerken yakalanmislar ve cuma gunu mahkemeye cikarilmislar. Hakim - Bakin cocuklar daha cok gencsiniz size 2. bir sans veriyorum. Hafta sonu elinizden geldigince insanlari uyusturucudan vazgecirin pazartesi goruselim
Haftasonu gecmis..
Hakim - Eeee ne yaptiniz anlatin bakalim ..
1. genc - Ben 17 kisiye uyusturucuyu biraktirdim..
hakim - Cok guzel nasil yaptin?
1. genc - Iki daire cizdim.. ( O o ) seklinde ve 1. si uyusturucudan onceki beyniniz 2. si ise uyusturudan sonraki beyniniz deyince inandilar..
Hakim - Guzel, inandirici..Serbestsin..ya sen?
2. genc - Ben 156 kisiye biraktirdim..
Hakim - Ho !?..Inanilmaz,nasil ?
2. Genc - Bende 2 daire cizdim.( o O ) seklinde.. 1. daire uyusturucudan onceki kiciniz 2. si ise hapishaneden sonraki dedim..

Sadece Yagmur Yagdiginda
Kadin kocasi isteyken sevgilisini eve cagiriyor, ikisi yatakta zevk dolusaatler gecirirken birden kapi caliyor bi de bakiyolar KOCASI EVE ERKEN GELMIIIIIS!!!... Kadin panik icinde: "Allahim bu nerden cikti simdi!!!Cabuk al topla kiyafetlerini, camdan atla kaybol!!"
Adam pencereden asagi bir bakiyor: "Hayir atlayamam deli misin nasil yagmur yagiyor gormuyor musun!!!"
Kadin deli gibi kosturuyor: "Kocam bizi burda yakalarsa ikimizi de öldürür atlamak zorundasin hadi cabuk cabuk!!!!"
Boylece adam caresiz,kiyafetlerini kaptigi gibi camdan atliyor.. ayaga kalkip bir de etrafa bakiyor ki bir maratonun tam ortasina dalmis....bozuntuya vermeden yariscilarla kosmaya baslamis.....tabi cirilciplak ve pantolonu gomlegi elinde kosan bitek kendisi oldugu icin dikkat cekiyor ...
Kosuculardan biri soruyor kendisine: "Siz hep ciplak mi kosarsiniz?"
"Ah evet evet...rüzgarin ciplak tenime degmesi kadar guzel bi duygu yok"
"Ama ciplak kosarken de hep kiyafetlerinizi elinizde mi tasirsiniz?"
"Yaaa öyle...kosu bitince arabama biner giyinir eve giderim diye"
"Gercekten cok ilginc....peki kosarken hep prezervatif de takar misiniz?"
"Aaa..seyy.. sadece yagmur yagdigi zaman..."

Tetikçi
Mafya babasi korumaya aldigi muesseselerden haraclari toplamak icin yeni bir tetikci buldu. Sectigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikcinin polisin eline gecerse, fazla bir sey anlatmasinin mumkun olamayacagini dusunuyordu boylece.
Baba, bir gun odemelerin geciktigini fark etti ve tetikciye adamlarini gonderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mumkun olmadi tabii. Bunun uzerine "Baba" sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi bilen tercuman buldular.
Tercuman isaretle sordu:
"Paranerde?..
" Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum
." Tercuman tercume etti.
"Neden bahsettiginizi anlamiyormus..
" Baba 38'ligini koltuk altindan cekip sagir dilsizin beynine dayadi.
"Simdi sor bakalim, para nerde?.."
Tercuman isaretle sordu: "Para nerde?
." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Central Park'ta, Bati 78'inci Caddeye acilan kapidan girince soldan ucuncu agacin kovugunda 100 bin dolar var."
Baba ofkeyle gurledi:
"Ne dedi?.."
Tercuman yanitladi:
"Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor ki, o tetigi cekmeye de g..unuz yemezmis!.."

Kanca
Sahil kasabasindaki meyhaneye giren tek bacagi, tek kolu ve tek gözü olmayan kara korsan müsterilerin derhal dikkatini çekmis.
Tahta bacagini ileri dogru uzatip kanca kolunu yanindaki iskemleye dayadiktan sonra içkisini yudumlayan korsana meyhanedekiler biraz hosbesten sonra merakla sormuslar:
- Bacagini nerede kaybettin?
- Preveze deniz savasinda...
- Ya kolunu?
- Düelloda...
- Peki ya gözüne ne oldu?
- Güvercin pisledi...
- Güvercin pislemesi gözü kör eder mi?
- Güvercin pisledigi gün koluma kancayi yeni taktirmistim

Iskoç Yöntemi
Iskoç gencin birisi, evlendigi günün ertesi Amerika'ya çalismaya gider. 2 sene sonra vatanindan eline bir telgraf gelir:
"Karin öldü stop. Acele gel stop."
Iskoç atlar ilk uçaga ve memleketine döner. Haniminin basucuna gider ve baslar yakarmaya. Kiraz dudaklarina doyamadim, elma gögüslerine doyamadim derken sehvete gelir ve ölü hanimini becerir. Is buya hanimi birden canlanir
. Bir kaç gün daha memleketinde kalan iskoç tekrar Amerikaya döner.
Aradan bir iki yil daha geçtikten sonra, eline bir telgraf daha geçer:
"Amcanin oglu öldü stop. Gelmene gerek yok stop. Bütün köy bir haftadir ugrasiyoruz stop.

Doktor Çok Kizdi
Adam doktora gitmisti. Muayeneden sonra doktor : -Sana suppozituvar yaziyorum. Aksamlari uygularsin der. Adam eve geldikten sonra karisina sorar.
-Suppozituvar ne demek?
-Ben nerden bileyim aç telefonu doktora sor.
Adam doktora telefonda suppozituvarin nasil kullanilacagini sorar.
Doktor yanitlar.
-Rektal yoldan kullanacaksin.Ve telefonu kapatir. Adam karisina döner ve : -Rektal yol ne demek?
-Ayol delimisin ben nereden bileyim doktora sorsana.
Adam bu sefer de rektal yoldan kullanmak nedir diye sorar.
Doktor yanitlar.
-Anal yoldan uygulayacaksin. Adam yine anlamamistir. Tekrar sorar :
-Anal yol nedir? Doktor tekrar yanitlar.
-Kiçina sok kardesim. Ve telefonu kapatir. Adamin yüzü burustugu için karisi sorar.
-Doktor ne dedi?
-Valla adamin ne dedigini anlamadigim ama çok kizdi sanirim. Ilaci kiçina sok dedi.

Yöneten Erkekler
Yeryüzündeki herkes ölür ve Tanri'nin huzuruna çikarlar... Tanri der ki:
"Erkekler 2 sira olsun, bir sirada karilari tarafindan yönetilen erkekler, diger sirada karilarini yöneten erkekler..
ayrica bütün kadinlari cennete aldim onlar meleklerle birlikte gidecekler simdi..."
Böylece kadinlar gittikten sonra Tanri erkeklerin karsisina geçer...
Bir bakar ki karilari tarafindan yönetilen erkeklerin sirasi 100 km.uzun...ama karilarini yöneten erkeklerin sirasinda sadece bir adam duruyor... Tanri diger siradakilere çok kizar:
"Kendinizden utanin!! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak yarattim ve suraya bak, hepiniz güçsüz karaktersiz 100 km.lik bir sürü olmussunuz... bakin bir tek erkek kulum su yan sirada tek basina gururla dikiliyor...Ondan ders alin!!! Oglum, sen anlat bunlara, sen ne yaptin da "karilarini yöneten erkekler" sirasinda bir tek sen oldun????"
Ve adam cevap verir:
"Bilmem... karim bana burda durmami söyledi"

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:57 pm

Siyanürlü Karpuz
Bir karpuz tarlasi olan çiftçi, her aksam tarlasina çocuklariin dadandigini ve birkaç karpuzun eksildigini farketti. Epey düsündukten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya karar verdi.
"Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi! "
Ertesi aksam karpuz yiyemeden kaçan cocuklari keyifle izledi.
Bir hafta sonra, çiftci tarlasinda geziyordu. Karpuzlarinii kontrol ederek eksik olmadigii düsünürkenken gözü kendi levhasinin yanina konan bir levhaya ilisti
"Simdi o karpuzlardan iki tane var !"



Kirik Anten
Kaynana geline devamli söylenirmis babanin evinden ne getirdin diye.
Gelin sonunda dayanamamis "daha ne getireyim"
gögüslerini göstermis "kristal avize" demis,
göbegini göstermis "6 metrekare bünyan hali" demis
ekmek teknesini gösterip "renkli televizyon" demis
sonra kaynanaya sormus :
"Oglun ne getirdi, kirik bi anten, o da oynamazsan göstermez

Mars'ta Hayat Yok
Temel, marsa gidecek ilk astronottur. 10 milyar dolarlik muhtesem bir uzay gemisi ile giden Temel'den dönüse dek haber alinamayacaktir.
10 yil sonra geri döndügünde flaslar patlar herkes merakla etrafini sarar:
"Marsta hayat var mi???"
Temel omuzlarini silker: "Yok ..."
Bilim adamlari, basin ve tüm dünya hayal kirikligi içindedir. Temel'i uçaga bindirip Trabzona ugurlarlar.
Aksam evinde ailesi ile kendi dönüsünü seyreden Temel'in oglu sorar:
"Baba hakkaten hayat yok muydu acaba?"
Temel yine omuzlarini silker: "Haçan saat 11 dedin miydu butün tükkanlar kapanii! Sen puna hayat mi diisin?"

Hakan Sükür
Bir gün Fatih Terim Ridvan Dilmen'i Florya tesislerine cagirir ve :
-Benim oyuncularim seninkilerden akilli, der. Bunun uzerine Ridvan :
-Göster hadi, der.
Fatih :
-Hakan gel ogum, der. Hakan :
-Buyur hocam, der.
-Senin babanin oglu olupta senin kardesin olmayan kimdir?
-Tabiki benimdir hocam, der.
-Afferim dogru söylüyormussun, der Ridvan. Fenerbahçe tesislerinde : -Boliç gel evladim.
-Buyur hocam.
-Senin babanin oglu olupta senin kardesin olmayan kimdir?
-Valla bilmem kimdir hocam?
-Bak birde bana soruyor git iki kat antreman yap!!!
Boliç düsünür :
-Ulan hocayi kizdirdik bari Rüstü'den ögreniyim.
-Rüstü.
-Ne var.
-Senin babanin oglu olupta senin kardesin olmayan kimdir?
-Tabiki benim.
-Sagol.
Boliç kosarak Ridvan'in yanina gelir.
-Hocam hocam cevabi buldum.
-Nedir?
-Tabii ki Rüstü'dür hocam.
-Salak herif cevap Rüstü olur mu?
-E peki o zaman nedir?
-Tabiki Hakan Sükür'dür.

Gece Kursu
Birkaç Fransiz kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar :
-Gütenberg kim. Biliyormusunuz?
-Hayir, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarina gitseydiniz, Gütenberg'in basim makinasini bulan kisi oldugunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?
-Hayir, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarina gitseydiniz, Panmentier'in patatesi bulan kisi oldugunu bilecektiniz.Eger gece kurslarina gitmezseniz yasam boyunca....
Iste o zaman, aralarinda lehimci olani öfkelenip patlar :
-Oldu, anlastik! Gütenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Totoche kim biliyormusun?
-Hayir!
-Peki öyle ise ögren! Totoche, sen gece kurslarina giderken karinla yatan adam!

Güle Güle
Adam bakmis, küçük oglu Hz. Isa'nin resmi önünde dua ediyor.
-Tanrimin anneme, babama, büyük babama uzun ömür ver.Güle güle anneanne...
Bir anlam verememis bu duaya...Ancak ertesi gün aci haber gelmis.Anneanne sizlere ömür...
Ertesi hafta adam bakmis çocuk yine duada :
-Tanrim anneme babama uzun ömür ver. Gülegüle büyük baba...
Ertesi gün büyük baba mefta...
Bir hafta sonra adam bakmis küçük çocuk yine duada :
-Tanrim anneme uzun ömür ver. Güle güle baba...
Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmis.Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu, röntgen çekimleri...Sapasaglam.
Bakmis karisi iki gözü iki çesme agliyor. -Ne oldu hanim.
-Bizim postaci, demis hanim. Ne iyi adamdi. Bugün haber aldim. Ölmüs!!!!

Trafik Cezasi
Iki polis otobanda arabayla yavas yavas giderlerken bir amcanin esegiyle otobaninin kenarindan giderken görürler ve biraz dalga geçmek için arabayi durdururlar.
Amcacigim senin bu yaptigin yasalara aykiri. Otobana esekle girilmez. Bu yüzden ceza yazmamiz gerekiyor. Cezayi sana mi yazalim yoksa esege mi? Amca düsünmüs ve bana yazin demis.
Polisler bir daha sormus ama yine ayni cevabi almislar. Polisler cezanin neden kendisine yazilmasini istedigini sorunca yasli amca;
"Ben bu esegi ilerde polis yapacagim. Sicilinin simdiden bozuk olmasini istemem." demis

Boynuzlar
Bi adamla kadin evlilermis fakat çocuklari olmuyormus 15 sene sonra kadin müjde kocacim hamileyim demis bizimki çok sevinmis ee kolay diil 15 seneden sonra baba olmak, fakat 8 ay sonra isyeri adami yurtdisina göndermis adam çok üzülmüs dogumda karisinin yaninda olamayacagi için ama eli mahkum gitmis 4 ay sonra geldiginde ne görsün çocuk zenci, karisina sorunca kadin sogukkanlilikla cevap vermis.
Aslinda çocuk normal dogdu fakat sonradan benim sütüm kesildigi için zenci bir süt annesi buldum onun sütünü içe içe böyle karardi demis.
Adamda ben en iyisi anneme sorayim o herseyi bilir demis annesine anlatmis. Anneside:
evet oglum dogrudur sende normal dogdun fakat sütün kesildigi için seni inek sütüyle besledim simdide boynuzlarin çikiyor!

Reha Muhtar'in konugu
Reha Muhtar türkiyenin en yasli adamini stüdyosunda anahaber bültenine çagirir.
Reha- Efendim bize basinizdan geçen güzel bir aninizi anlatirmisiniz.
Adam- Bir gün köyde komsumuzun esegi kayboldu. köyün gençleri olarak onu aramaya gittik. Geri dönerken aksam olmustu. Esek gözümüze güzel göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö burda olmaz efendim. Siz en iyisi bize baska bir aninizi anlatin.
Adam- Bir gün muhtarin kizi kayboldu. köyün gençleri olarak onu aramaya gittik. Geri dönerken aksam olmustu. Kiz gözümüze güzel göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö ayip oluyor efendim. siz en iyisi güzel anilarinizi bosverin basinizdan geçen kötü bir olayi anlatin bize.
Adam-BIR GÜN BEN KAYBOLDUM!

Temel'in Atalari
Temel bilim adamidir ve bir arkeoloijk uluslararasi toplantiya katilir. jopon bilim adami kürsüye çikar ve:
-Biz yaptigimiz kazilarda 50 m ye kadar indik ve telefon tellerine rastladik demekki bizim atalarimiz telefon kullaniyorlarmis temel:
-Bizde yaptigimiz çalismalarda 100 m ye kadar indik ve hiç bir sey bulamadik demekki bizim atalarimiz da telsiz tefon kullaniyorlarmis.

Essek Kaybolunca
Nasreddin Hoca'nin esegi kaybolunca arkadaslari üzülmüs ve esegi aramaya koyulmustu. Hoca ise bunlarin arasinda:
"Allaha sükürler olsun", diye dolasiyordu.
Arkadaslari dayanamadi:
"Hoca efendi biz üzülüyoruz ve esegini ariyoruz, sen ise sükürler olsun diye adeta seviniyorsun, bu ne haldir." deyince:
Hoca: "Ben esegin kaybolmasini degil, esegin üzerinde ben olmadigima sükrediyor seviniyorum, yoksa dört gündür ben de yitik olacaktim.

Ramazan
Bayramin yaklastigi günlerden birinde, iftar sirasinda, misafirlerden biri:
"Keske Ramazan senede iki gelse..." der.
Ayni sofrada misafir bulunan Bektasi ise hemen su cevabi verir:
"Madem bu kadar seversiniz, Ramazan gider gitmez neden Bayram edersiniz..."

Biletimi Yirtiyor
Sinemaya girip, filmi seyretmek istiyodu. Giseden biletini aldi. Birkaç dakika sonra gelip bir tane daha aldi. Sonra bir bilet daha, bir daha... Gisedeki görevli dayanamadi; "Karaborsa yapiyorsun galiba. Bu kaçinci bilet alisin?" Deli; "Içeride bir deli var." dedi.
"Tam kapidan girince biletimi yirtiyor. Bende gelip yenisini almak zorunda kaliyorum!"

Dilinizi Çikarin
Doktor sikayetiri dinledikten sonra kiza dönmüs: "Soyunun!" demis. "Fakat doktor..." demis kiz, "Hasta olan ben degilim, annem..."
"Doktor anneye dönmüs: "Dilinizi çikarin bakayim hanimefendi..."".

Wilson Çivileri
Adamin birinin bir çivi fabrikasi vardir ve reklam yaptirmak istiyordur. Pazarlamaci bir arkadasi ile konusurken arkadasi "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabilecegini söyler. "Bana bir hafta ver." der arkadasi. "Sana bir kasetle dönecegim." Bir hafta sonra pazarlama uzmani Wilson'u görme ye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalistirir. "
Romali bir asker, Isa'yi çarmiha çivilemekle mesgul, yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson Çivileri kullanin, onlar her seyi tasirlar!" der. Wilson çilgina döner ve bagirir; "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de göstermezler, sana ikinci bir sans veriyorum, ama kesinlikle Romalilar'in Isa'yi çarmiha germesi gibi seyler istemiyorum."
"Ikinci hafta pazarlamaci elinde baska bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya koyar ve çalistirir. Bu sefer kamera, Roma'nin disindan merkeze dogru yakinlasir ve çarmiha gerili Isa'nin önünde durur. Romali bir asker yukari bakar ve "Wilson Çivileri... Her seyi tasir!" der.
"Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen, beni anlamiyorsun, çarmihta bir Isa istemiyorum. Sana son sans veriyorum ve bir hafta içinde yayinlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum." der. Bir hafta daha geçer. "
"Wilson sabirsizca beklemektedir. Pazarlama uzmani yeni kasetiyle gelir. Saçlari uzamis, çiplak bir adam nefes nefese kosmaktadir. Bir düzine Romali asker de pesinden kovalamaktadir. Tepenin basina gelirler ve askerlerden biri kameraya döner: "Keske Wilson Çivileri kullansaydik!"

Papaz
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormus:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal sarabi?" Zangoç'ta derin bir sessizlik... Iyice köpürmüs Papaz: "Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?" "Hayir, buradan hiçbir sey duyulmuyor efendim!" Olacak sey mi! Iki adim öteden beni duymuyorsun..."
Zangoç biyik altindan gülmüs;
"Isterseniz yer degistirelim, anlarsiniz..." Yer degistirmisler. Bu kez Zangoç seslenmis: "Kilise için toplanan yardimlari kim iç ediyor?"
Papaz kendi kendine söylenmis:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir sey duyulmuyor."

Melez
Bir gün bir tavsan ormanda neseyle yürüyormus.
Derken karsisina tanimadigi bir hayvan çikmis. "Nesin sen?" diye sormus tavsan. .
"Ben katirim. Annem essek, babam ise bir attir." demis. Tavsan "Hmm... hayli enteresan." diyerek yoluna devam etmis. .
Derken yine tanimadigi bir hayvana rastlamis. .
"Peki sen nesin?" .
"Ben bir kurt köpegiyim. Annem köpek, babam ise kurttur." Tavsan yine "Enteresan..." diyerek ilerlemis. .
Ancak bu sefer karsisina ne idügü belirsiz bir hayvan daha çikmis. .
"Sen de kimsin?" "Ben bir devekusuyum." "Hassittir len..."

Limon Kalmadi
Karadenizlinin biri bara girmis. "Barmen bey, Limonsuz bir tekila lütfen" demis.
Barmen: "Beyefendi, limonumuz kalmadi, kusura bakmayin. Portakalsiz versek olur mu?"

Program
Basbakan Temel gazetecilere açikliyor;
-Programimizi tamamlamak için dört yil daha istiyoruz!
-Programiniz nedir?
-Dört yil daha görevde kalmak!

Relativite
Bir adam, tanrinin dogasini anlamak istiyormus ve ona sormus;
"Tanrim, bir milyon yil senin için ne kadar bir süredir?"
Tanri söyle cevaplamis;
"Bir milyon yil, benim için 1 dakika kadardir." Adam sormaya devam etmis;
"Peki tanrim, bir milyon dolar senin için ne kadardir?" Tanri cevaplamis;
"Bir milyon dolar benim için bir pennydir"
Adam dayanamamis; "Tanrim bana bir penny verir misin? " demis.
Tanridan söyle bir cevap gelmis;
"Bir dakika. "

Kulaklar
Bir hanimefendi, yillik kontrol için doktora gitmis. "Doktor..." demis.
"Ben son derece saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var. Gaz kaçiriyorum. Durmadan gaz kaçiriyorum. Evde, iste, otobüste, asansörde, süper markette. Durmadan kaçiriyorum. Ama fazla da sikayetim yok. Kendime hiç sorun yapmiyorum bunu. Çünkü benim kaçirdigim gazin ne kokusu var, ne de sesi çikiyor."
Doktor, bir hap yazmis kadinin reçetesine. "Bu haplardan günde üç tane al, haftaya gel, gene beni gör." demis.
Kadin, ertesi hafta hisimla girmis doktorun muayenehanesine. "Doktor..." demis. "Hey doktor... Geçen.` hafta verdigin haplardan sonra, kaçirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi..."
Doktor, "Güzel..." demis.
"Çok güzel... Sinüslerinizi tedavi ettik demek. Simdi sira geldi, kulâklariniz üzerinde çalismaya..."

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:58 pm

KARADENIZ FIKRALARI


Skorbord
Temel, evli bir arkadasini ziyarete gider. Evin hanimi çok güzel bir içki masasi hazirlamistir. Hep birlikte yiyip, içip sohbet ederler. Kimse zamanin nasil geçtiginin farkina varmaz. Içkinin etkisiyle, ev sahibi sizar ve horlamaya baslar. Kadin, Temel'e yaklasir ve kulagina fisildar:
- Haydi biraz seviselim.
Temel sikilarak:
- Nasil olur? Sen benim arkadasimin esisin. Hem sonra ya aniden uyanirsa ?
Kadin, üstündeki son giysiyi de çikartirken: - Yer yerinden oynasa, uyanmaz artik. Temel egilir ve arkadasinin gögsünden bir kil kopartir. Arkadasinin horultusunda hiçbir degisme olmaz. Bunun üzerine kadinla çilginca sevismeye baslar.
Kadin, bir süre sonra içli bir sesle:
- Haydi bir daha.
Temel, arkadasinin gögsünden bir kil daha kopartir, horultu yine devam etmektedir. Bir kez daha sevisirler. Olay, sabaha kadar tam bes kez tekrarlanir. Günesin ilk isiklari odaya dolarken, Temel bir kil daha koparinca, arkadasi: - Bak dostum, bütün gece karimla sevistin. Ses çikartmadim. Ama beni skorboard olarak kullanmaya devam edersen, canina okurum ha!

Çukur isi
Temel bir grup arkadasiyla çukur açiyormus.Bir baska grupda gelip çukurlari kapiyomus. Adamin biri çok merak etmis ve ne yaptiklarini sormus.
Temel: -Bir grup daha fardu, onlarda fidan dikeydu, bucün gelmeduler, piz de pizim isler geri kalmasin diye çalisayruz...

Dedikoducu Pezevenk
Temel hergün evine trenle gidip gelmektedir.Yine bir gün trende giderken karsisinda oturan adamin biri pezevenk der. Temel sasirir acep bagami dedi diye sagina soluna bakinir. Adam yine pezevenk der.Temel yine saskinlik içinde saga sola bakinir; sanirim baga dedi der. Olay çikmamasi için ilk durakda iner ve olayi evde karisina anlatir.
-Fadime bugün trende adamin biri baga pezevenk dedi der.
Fadime ; hadi ya bak terbiyesize der.
Temel ertesi gün ayni adamla tekrar trende karsilasir.Adam bu sefer Temel'e bakarak söle der:
-Dedikoducu pezevenk...

Dile benden ne dilersen
Temel, Dursun'a arabasinin öyküsünü anlatiyordu :
-"Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir süre gittikten sonra kadin arabayi kuytu bir köseye çekti. Mini etegini iyice yukari çekip, dudaklarini islatti ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim."
Dursun : -"iyi etmissin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi!."

Firar
Ufak bir suçtan hapse düsen Temel'in kogus arkadasi sik sik hastalanmakta haftada bir doktora gitmektedir.Adamin doktordan her gelisinde bir uzvu kesilmektedir.Bir gün bacagi,sonra kolu,eli...Son gelisinde Temel kogus arkadasinin kulagina egilir manali bir gülüsle: -Uy!Hemserim sanmaki anlamayrum,baga öyle geliyoki galiba sen kisim kisim firar edeysun...

Isaret
Baliga çikacak olan Lazlar konusuyorlarmis :
- Dün balik avladigimiz yeri isaretledin mi ?
- Evet kayiga isaret koydum
- Aptal! Ya bugün baska kayikla baliga çikarsak ?!

Paça
Adamin biri Karadeniz'i gezerken bakmis bir köyde bütün koyunlar üç bacakli. Merak etmis ve arabasindan inip çobana sormus niye koyunlar böyle diye. Bunun üzerine çoban :
- Canimiz her paça istediginde koca koyunu kesecek degildik herhalde...

Yassi Tavuk
Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çikan tavugu ezmis. Hayvani ezdigi için üzüntü duymus ve gidip sahibine en azindan parasini vermek istemis. Almis tavugu ve hemen oradaki köye gitmis. Elindeki tavukla kahveden içeri girmis ve :
- Afedersiniz; ben hemen köy disinda bu tavugu ezdim. Sahibini ariyorum, en azindan parasini vereyim diye. Acaba bu tavugun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuga bakan Lazlar :
- Hemserim sen yanlis geldin. Bizim köyde böyle yassi tavuk bulunmaz.

Mendil
Temel ve Idris sahilde gezinirken Temel'in kafasina marti siçmis. Temel :
- Mendilin var mi
- Var da, ne yapacaksin ? Marti çoktan uzaklasti.

Pro
Lazlar kahvede otururken bir arkadaslari içeri girmis :
- Temel, ineklerinden pipo içen var mi ?
- Yok
- O zaman ahirin yaniyor

Boyaci Laz
Laza karayollarini boyama isi vermisler. Laz baslamis çalismaya. Ilk gün tam 200 metre boyamis. Ikinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artik dördüncü gün 10 metre boyayinca amiri Lazi çagirmis:
- Hayirdir evladim iyi çalisiyordun ?
- Ben yine iyi çalisiyorum
- Iyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamissin.
- E... haliyle. Ilk günlerde boya kovasina gidip gelmek kolaydi, sonralari çok vakit almaya basladi.

Dogan in Yengesi
Temel ormanda agaç kesiyormus, o sirada çevreciler de ormanda yürüyüse çikmislar, Temeli bu vaziyette görünce bir güzel pataklamislar... Temel üstü basi perisan halde köye dönerken Dursun a rastlamis, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormus,
Temel de anlatmis;
- Ormanda agaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Dogan in yengesini bozmisum diye dövdü peni, halbuki ne Dogan i taniyruuum, ne de yengesuni..

Temel, Karisi ve Karisinin Asigi
Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak üzerine atlar:
- Dur Temelim, kiyma kendine!..
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus kaltak, sira sana da gelecek!..

Sislik
Temel tarlada çalisirken çisi gelmis, çikarmis oraya çisini yaparken baslamis bagirmaya
-"uyy yandum!..".
Fatime kosmus yanina -"Ula ne oldi?"
Temel: -"Ari sokti çukumi daa."
Hemen kasabaya doktora giderler. Doktor Temelin aletini eline alir evire çevire incelerken Fatime de yandan onlara bakmaktadir. Fadime doktorun kulagina egilir ve der ki:
-"Toktor bey acisini al ama sisluk kalsun

Bir kötülügünü görsem tikliycam
Temel evlenir iki ay geçer ama tik yok, haber önce Hatice'nin annesine, oradan tüm mahalleye ve tabii ki Dursun'nun kulagina gelir. Ilk karsilasmada Dursun dayanamaz sorar.
-Evlilik nasil gidiyor Temel
-Iyi gidiyor
-Nasil böyle dersin tik yokmus daha?
-Henüz hiç bir kötülügünü gormedim ki.!!

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:58 pm

Rezil Çirak
Temel bir gün yolda yürürken Dursunla karsilasmis. Dursun 'ooo temel dükkan açik çirakta disari çikmis' demis. Temel de 'dün aksam o beni rezil etti, bu günde ben onu rezil ediyorum' demis.

Beyincik
Adamin biri beynini degismek ister. Bunun için bir beyin doktoruna gider... Doktor fiyat listesini gösterir.. Listede sunlar gözükür...
1 Astronot beyni 25.000
1 Profesör beyni 50.000
1 Karadenizli beyni 1.000.000
Adam listeye baktiktan sonra karadenizli beyninin neden pahali oldugunu merak eder ve doktora sorar.. Doktor söyle yanit verir.
- Bir astoronot öldürüyoruz iki beyin çikiyor, bir profesör öldürüyoruz 5 beyin çikiyor ancak 100 karadenizliden ancak bir beyin çikiyor.

Düsüs
Temel, New York'taki gökdelenlerden birinin 53. katinda çalisirken aniden ayagi kaymis ve asagi dogru uçmaya baslamis... 52, 51, 50, 49, 48... Katlari yildirim hiziyla geçen Temel 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2... Ve 1'inci kata geldiginde kafasindan simsek gibi su düsünceler geçmis:
- Saga çok sükür Tanrum, haburaya kadar sag saglim celduk... Birinci kattan düssen de nasil olsa piseycukler olmaz.

Sahipsiz
Yargiç, otomobil çalmak suçundan sanik olarak karsisina getirilen Temel'esordu:
- Otomobil çalmissin, bunu neden yaptin söyler misin?
- Sahibi yok sanmistum...
- Peki, sahibi olmadigi kanisina nereden vardin?
- Mezarlugun önine parketmistu da...

Davet
Temel Fadimeye demis ki; "Fadime, bu aksam bize gel. Evde kimse olmayacak."
Fadime aksam gelmis kapiyi çalmis çalmis kimse açmamis...

Kuru saçlar
Temel dus almaya girer, sampuani saçlarina bosaltip ovalamaya baslar. Sirtini keselemeye gelen annesi sorar :
- Oglum kafani islatmiyacak misin ?..
Temel cevap verir :
- Yok anne bu sampuan kuru saçlar içinmis !..

KUS YEMI
Bizim Temel birgün elinde bir çantayla havaalanina geliyor. Havaalanindaki güvenlik alanindan geçerken tarama yapan alet alarm veriyor, bunun üzerine güvenlik görevlisi Temel'e soruyor:
- Çantanizda ne var
Temel: - Kus yemi var diyor.
Gorevli: - O zaman bir daha geçin bakalim diyor ve Temel tekrar geçiyor ama alet yine ötüyor bunun üzerine görevli Temel'e çantasini açmasini söylüyor ve Temel çantayi açinca görevli çantada mücevher, altin, saat gibi degerli seylerin oldugunu görüyor ve Temel'e soruyor:
- Hani kus yemi vardi çantada?
Temel: - Valla ben bunlari götürüp kusun önüne koyuyorum ister yer ister yemez...

Otelci
Temel, seyahate çikmis. Uzun zaman evinden ayri kalmis. Bir aksam bir kente gelip küçük bir otele inmis. Odasina yerlestikten sonra, asagiya telefon etmis. Telefonu otelin sahibi açmis.
Temel, ne istedigini söylemis:
"Bana bir fahise bulup gönderin."
Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmis. Otelin sahibi sasirmis. Yaninda duran karisina dönmüs:
"Demin gelen müsteri kadin istiyor..."
Otelin sahibinin karisi öfkeden deliye dönmüs:
"Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müsteriye agzinin payini ver..."
Otel sahibi, müsteriye agzinin payini verme fikrini pek tutmamis:
"Adama ne söyleyecegim karicim, bir terbiyesizlik eder, basim derde girer..."
Kadin çok sinirliymis:
"Sen gitmezsen, ben gider söylerim..."
Ve, hisimla merdivenleri çikip Temel'in agzinin payini vermeye gitmis. Kocasi da asagida bekliyormus. Yukardan gürültüler gelmeye baslamis.
Onbes yirmi dakika sonra Temel asagiya inmis. Üstü basi yirtilmis, yüzü tirmiklanmis...
Otelcinin yanina gidip bir güzel çikismis:
"Ne biçim kadin göndermissin be. Istemem diye tutturdu. Becerene kadar anam agladi."

Sayi
Temel bir konferansta konusma yapiyormus:
"Insanlar üçe ayrilir. Sayi saymayi bilenler ve bilmeyenler."

Sürpriz
Temelle dursun bir gün sinemaya giderler filmde bir at yarisi sahnesi vardir ve temel dursuna sorar
-iddaya varmisun ben diyrum 1.at kazanur.
dursun; -oldi benda 2. ata oynayrum
iddayi temel kazanir ve temel dursunun 5 milyonunu alir ertesi gun temel dursunu arar
-dünkü film faridiya ben oni bidaa seyretmistum vicdanum rahat etmedi onun içun aradum
dursun; benda seyretum
temel; o zaman niye 2. ata oynadun
dursun; süpriz oynadum olum

Buzdolabi
Temel ile dursun 15 sene sonra ilk kez görüsmüsler. Dursun Temel'i evine davet etmis. Dursun un iki karisi varmis (biri imam nikahli digeri ise resmi). Dursun Temel'i yedirmis içirmis. Aksam Temel Dursunlar da kalmis. Gece Dursun un imam nikahli karisi Dursun un yanina gelmis ve söyle demis:
"Dursun çok azdim benimle beraber ol!"
Dursun: "olmaz evde misafir var"
Karisi israr etmis. Dursun karisina "git buzdolabinin kapagini aç isigindan bak Temel uyuyorsa gel"demis. Kadin bakmis, Temel uyuyor numarasi yapmis. Dursun ile karisi isi bitirmisler. Derken öbür karisi gelmis. Aralarinda ayni konusmalar geçmis. Dursun bu karisiyla da isi bitirmis. Sabah olmus. Dursun Temel e sormus:
"rahat uyudun mu?". Temel:
"evet ama gece çok susadim" demis. Dursun sormus:
"peki niye içmedin?". Temel yanitlamis:
"nasil içerim buzdolabinin kapagini her açani hallediyorsun!"

Bizim ev
Temel evlenemis.Kizin babasinin evine ziyarete gitmisler.Gece Fadime sevismek istememis.
-Neden kaçaysun, diye sormus Temel.
-Ha pura pabamin evii, demis Fadime.
-Purasi pabanin evi de, pizim ev çerhane midur

Hem iyi Hem kötü
Dursun,köyünden ayrilip,çalismak için Istanbul'a gider.. Aradan uzunca bir süre geçer, ama,Dursun'dan haber alinamaz.. Köyde sevilen bir kisi olan Dursun'un akibetini arastirmak üzere arkadasi Temel!i Istanbul'a gönderirler.. Onbes-yirmi gün sonra Temel döner..Kahvede toplanan köylüler merakla Temel'e sorarlar:
-Ula Temel,Dursun'i buldun mi.?...
- Hee..bulmusim oni...
-Peçii nasildir?..Iyi mudir..köti mi.?..
- açan,hem iyudurr..he mi de kötii..
- Ula o nasil oluyii..hem iyi,hem kötii..
-Kötüdir,Çünkü Dursun ibne olmustirr..
- uyy..Haçan bunun iyiligi nerde dür.?..
- Valla ben kendisini düzdüm..Muamelesi çok iyi daa..

Temel Hamile
Midesi agriyan Temel, doktora gider. Tanidik olan doktor, Temel ile biraz dalga geçmek için, kisa bir muayeneden sonra hemen teshisi koyar:
- Temel, sen hamilesin.
Temel, kendi kendine söylenir:
- Ne? Yaktin beni Fadime, sana kaç kere "Sevisirken üste çikma" demistim.

Uyari
Temel ile Fadime yatakta sevisirken Fadime sürekli olarak Temel'e " Temel bu is böyle olmuyor önce uyarilmam lazim" diye itiraz etmekteymis. Temeli'in canina tak etmis. Bir sabah ise giderken;
- "Bak Fadime seni uyariyorum aksama seni halledecegum ona gore. Sonra uyarmadi

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:59 pm

Temel'in Kedisi
Temelin bir kedisi varmis ve hergün düzenli olarak gezmeye çikartirmis.Birgün yolda karsilastigi bir arkadasi:
-Ula senun paska isin yok midur pikmaymusun herkün bu kediyi gezdirmekten? diye sorunca Temel:
-KPende piktum ama ne yapayum ha pu kedi pakiredir istemayrum pi de yavrulasin korkayrum salamayrum! demis. Bunun üzerine arkadasi:
-Ula usagum ha punun kolayi fardur... Penzine pula sal oni yanuna gelmez kedi medi..
Temelin kafasina yatmis bu yöntem bir deneme yapmis bakmis gerçekten yanina kedi falan yanasmiyor hergün sabahtan salarmis kediyi benzine bulayip... aksam hava kararinca kedi de eve dönermis rahat etmis Temel, taaa ki bir aks am kedi hava kararipta hala eve dönmeyinceye kadar...
Bir telas bir telas oraya bak buraya sor yok yok gitti bizim kedi diye düsünürken rastladigi mahallenin çocugu
-ha pen kördum senun kediyi su ileriki ranpada penzini bitmis öbür kediler dayanaydu...

Findiklar
Temel ile fadime birbirlerini çok istiyorlarmis. Fakat utangaçliklarindan birbirlerine açilmak ne kelime konusmalari bile çik zormus. Tesadüfen yalniz kaldiklari bir günde artik canina tak demis olan temel fadimeye; habu findukluklardan yukari bir çikalummi der. Fadime de he temel çikalum der. Biraz yürürler. Temel konusacak kelime bulamaz, fadime durumu anlar bari bir soru sorayimda temel açilsun diye düsünür.
-"Uy temel habu findukluklar kimundur" der.
Temel hemen atilir
-Emicemundur bi tane koparanun a...na koyarum ",
Fadime hemen bir findik koparir. Temel firsati kaçirmaz hemen sarilir fadimeye findikliklarin altinda islerini bitiriler.
Sonra kalkip tekrar yürümeye baslarlar ikiside mutludur. Biraz sonra fadimenin cani çeker temele tekrar sorar,
-"Temel, habu findukluklar kimundur.
Temel" dayimundur, bitane koparanun a.. na koyarum der.
Fadime hemen birtane koparir. Temel tekrar sarilir fadimeye uzun uzadiya findiklarin arasinda islerini görürler.
Tekrar kalkarlar yürüler. Biraz sonra fadimenin cani tekrar ister temelde ayni isi yapar. Bu böyle birkaç defa daha devam eder fakat Temelin pili bitmistir, ama fadime doymak bilmez tekrar sorar
"Uy temel ha bu findukluklar kimundur da",
temel "ha bilmeyirum galiba fiskobirlugunduler"

El isareti
Bir gün temel bir minübüse durmasi için isaret etmis adam ellerini havaya kaldirarak ve tüm parmaklarini oynatarak çok kalabalik demis.
Temelde bas parmagini isaret ve orta parmaginin arsina sokmus. Soför kizmis ve asagi inmis
-Sen ne kadar terbiyesiz adamsin demis.
Temel "asil sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptin" demis
Soför "ben sana kalabalik" dedim diye yanit vermis. Bunun üzerine temel
- "e bende beni araya sikistirirsin diyordum"

Geber ula
Temel ile Dursun hararetli bir sekilde iddialasirlar.
Temel: - "Ula Dursun ha pen pu pinanun çatusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa." Dursun: - "Nah dalarsun ula imkanu yoktur"
Vardir yoktur bir milyarina iddiaya girer kafadarlar. Temel gider bir bardak su getirir ve kaldirima koyar.
-"Iyi izle ula" der "Nasul dalacam hamsi cibi"
Dursun ise hala Temel'i umursamamakta, dalgasini geçmektedir. Temel catiya çikar Dursun'a seslenir:
-"Ula Dursun iyi izleyesun ha celeyrum!" ve kendini bosluga birakir. Tam yere üç bes metre kala Dursun yerdeki bardaga bir tekme sallar:
"Geber ula ..pne Temel"

Bos bardak
Fadime ile Temel evlenirler. Ilk gece fadimenin dikkatini birsey çeker: Kocasi yatmadan içi su dolu bardagi yataginin ucuna koymustur. Biraz sonra Temel ile Fadime sevisirler, temel bardagi kafaya diker uyur.
Birkaç gün sonra temel odaya bir dolu birde bos bardak getirir. Fadime durumu anlamis ve hazirlanmistir ancak bos bardagi da merak etmistir. Temele döner;
-Usagim doli bardagi anladik da, bos ne oliyi.
Temel; -Haçen bugün canim sevismek istiyo ama su içmek istemiyoo.

Tarti sefasi
Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadin girmis. Tartinin üzerine çikip parayi atmis. Begenmemis, manto ve ceketini çikarmis ve para atip tekrar tartilmis. Yine sikilmis etegini çikarinca, Temel atilmis ve parayi atmis,
-Devam edin bundan sonrasi müesseseden

Tarikat
Temel tarikata girmek icin basvurmus. Seyhin karsisina çikarmislar. Temel:
- Seyhim tarikata girmek istiyorum demis. Seyh de:
- Olur, ama 3 hafta karinla yatmayacaksin. demis. Neyse aradan üç hafta gecmis ve temel seyhin önüne tekrar gelmis. Seyh sormus:
- Temel tamam mi ? Sabredebildin mi ? Temel:
- Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. Ikinci hafta sabrim cok zorlandi. Ama dayandim. Ücüncü hafta bir gün Migros'a gitmistik. Benim kari üst raflardan bir iki paket almaya çalisiyordu. Hatunun bacaklari gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düstü. Benim kari da paketleri almak için egilince dayanamadim daldim demis. Seyh de:
- Aaaa olmadi. Simdi biz seni tarikata alamayiz. deyince, Temel:
- Bosver tarikati bizi artik Migros'a bile almiyolar.

Üç dil
Temel ile Dursun Sultanahmette gezinirken bir turist gelip kendilerine bir adres sorar.
Turist ingilizce,almanca,fransizca sorar fakat bizim lazlar anlamaz...
-Ula dursun bir yabanci dil ögrenemedik gitti, der Temel,
Dursun: -Ula neye yarayacakki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamiyo

Tedavi Niyetine
Temel hastalanmis, doktora gitmis. Doktor Temel'i muayne ettikten sonra yeni dogum yapmis bir kadinin memesinden süt emerse hastaliginin iyi olacagini söylemis. Temel kara kara düsünerek doktorun yanindan çikmis.
Nerden bulacagini kimden isteyecegini düsünürken aklina arkadasi Dursun'un karisi Fadime gelmis. "O yeni dogum yapmisti, rica ederim" demis ve kapiya dayanmis. Kapiyi Fadime açmis, Temel "Dursun evde mi?" diye sormus Fadimeye. Evde yok yanitini alinca Temel utana sikila derdini açmis. Fadime de "N'olacak ula alti üstü bir kaç damla süt, hem sevaptir gir içeri demis" Fadime memesini açmis Temel'in agzina vermis. Temel memeyi emmeye baslamis. Temel emdikçe Fadime tahrik olmus. Dayanamaz duruma gelmis. Temel'e "Ula Temel baska birsey de ister misin?" diye sormus. Temel Ayip olmaz mi?" diye yanitlamis. Fadime ihtirasli bir sekilde "Niye ayip olsun?" diye cevap vermis.
Temel -"Iyi öyleyse, bir iki tane de bisküvit ver bari, içim ezildi".

Dedigi dedik
Temel ile Cemal tuttuklari baligin disi mi erkek mi oldugu konusunda iddialasmis. Temel çözüm önermis.
- Yüzbasiya soralim.
- O ne pilir ki?
- Ama dedigu dediktur.

Temelin Sirri
Taka kaptani Temel Reis yillardir her sabah kasasini açar ve çikardigi bir kagit parçasina dalgin dalgin bakarmis. Sora onu dikkatle kasaya koyar ve kimseye emanet etmedigi anahtariyla dikkatle kilitlermis. Tayfa merak içindeymis, define haritasi falan zannediyorlarmis. Bir gün Temel Reis ölmüs. Anahtari koynundan alip sararmis kagidi çikarmislar.
Söyle yaziyormus: 'Sancak sag, iskele sol.'

Istikamet
Temel trene binmis, Kontrol gelmis, biletinin Istanbul'a oldugunu, trenin Ankara'ya gittigini söylemis. Temel kendinden emin,
- Peçi maçinist yanlis istikamete cittigini piliy mi, demis.

Teknoloji
Temel Eskisehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmis. Karsisindakine nereye gittigini sormus, Istanbul'a gittigini ögrenince,
- Teçnoloji ne çadar celisti, pen purada oturayrum Ançara'ya, sen çarsumda oturaysun Istanbul'a cideysun.

N'oldi?
Temel ölmüs. Mezar tasinda sunlar yaziliymis:
'Ölecegim dedum dedum Inanmadunuz.
N'oldi?'

Siyah ve Beyaz
Temel ile Idris bir gün 2 tane at almislar. Ancak bir tane ahirlari varmis iki ati da ayni ahira koymuslar. Temel demis ki: - yaw Idrus, biz ha punlari karistiriruk. Pen penumkinin yelesini kesayum daa - Ha çan temamdur, diyor Idris. Aradan bir iki gün geçiyor. Bir de bakiyorlar iki atinda yeleleri kesik. Temel hemen olaya el koyup, - Ulu usagum baksana daa. Ikusinin de yeleleri kesuktur. Pen penumkinin kuyrugunu kesayum, haçan sen kesmeyesun. Temel kendi atinin kuyrugunu kesiyor. Bir iki gün sonra yine bakiyorlar iki atinda kuyruklari kesik. Temel de Idris de hayvanlarin bir taraflarini kesmekten bikiyorlar sonunda Temel bir çözüm söylüyor: - Usagum Idrus cel piz söle yapalum. Siyah olani sen al beyazi ben.

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
**$ERK@N**
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 910
Yaş : 27
Nerden : Bursa
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Geri: gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç   Salı Ocak 29, 2008 2:59 pm

"U" harfinin sakincasi
Karadenizli vapur acentasina gitti: 'Biz vapuru kaçirduk, baska vapur bulur misunuz?' dedi. 'Kaç kisisiniz?', 'Yediyuz.'. Acenta yetkilisi bu kadar müsteriyi kaçirmamak için hemen yeni bir vapur istedi. Vapur geldiginde Karadenizli ve arkadaslari rihtimda toplanmislardi. Ama nedense fazla kalabalik degillerdi. Görevli sordu: 'Hani yedi yüz kisiydiniz?'. 'Dogridur, iste pir, içi, uç, dort,pes, alti, yedi. Toplam yediyuz daa..' dedi Karadenizli. Kafasi atti acenta yetkilisinin. Karadenizliyi bir güzel dövdü ve: 'Eger, bir daha (i) yerine (u) dersen, canina okurum...' dedi. Ayni Karadenizli birkaç gün sonra bir bakkala gitti. 'Bana bir mim verin...' dedi. Bakkal anlayamadi, birkaç kez tekrar ettirdi, sonra eliyle göstermesini istedi. Karadenizlinin isaretine bakinca: 'Yooo, o mim degil mumdur.' dedi. 'Olsun, mim demek, dayak yemekten iyidir.' dedi Karadenizli.

Kulak
Bizim marangoz Temel, ahsap bir binanin restorasyonunda çalismaktadir. Elinde testere ile ikinci katin iskelesinde çalisirken görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydirarak bir anda yanlislikla kulagini keser. Kulak da asagiya düser. Kulagini görmek ümidiyle asagiya bakar ve orada çalisan isçilere seslenir: 'Hey beyler asagilarda bir kulak gördünüz mü?' Saskin isçiler söyle bir etraflarina bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel'e gösterirler: 'Bu mu?' Temel asagi dogru egilip gözlerini kisar: 'Yok yav, benimkinin arkasinda kalem olacakti'.

Manali Bakis
Temel otobüse binmis. Sormuslar,
- Ne yaptin, pilet aldin mi?
- Piletci sankim pilet almamusum gibi paga manali manali paktu.
- Peki sen ne yaptin?
- Pen de sankim pilet almisum gibi ona manali manali paktum.

Parlak Fikir
Trabzonlu imamlar ile Rizeli imamlar her hafta hali saha maçi yaparlar. Nedense her defasinda Rizeli imamlar kazanir. Trabzonlu imam temel arkadaslarina
-Usaklar, haçan bu maçlar boyle citmiyi... Dursun
-Haçan napalim da der
-Aklima parlak bir fiçir celdu da...
-eee
-Haçan bizim Tirabzonsiporlu hami'ye ciydurelim cüppeyi sarugu bu bizim merkez caminin imami diye yutturalum da
Temelin bu parlak fikri herkesce kabul edilir. Hami alinir ve deplasmana gidilir... Dönüste sorarlar...
-Haçan ne oldi maç da? Temel:
-Yenildük... içi-bir (2-1)
-Haçan cine mi? peçi golleri çim attu?
- Bizimçini Hami hoca attu, onlarinçini Del piyero hoca ile Roberto karlos hoca

Vurduk oni
- Babam öldü, demis Temel.
Ilyas sormus:
- Neden öldü?
- Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
- Eyvah parçalandi mi?
- Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi.
- Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
- Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.
Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü.
- Orada mi öldü?
- Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden...
- Peki sonra?
- Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk oni.

Verimli
Bizim Temelin köyüne bir gün ziraat mühendisleri gelmis bütün köylünün tarlalarinda arastirma yapip tarlalarin verimini ölçüyorlarmis.Sira Temel'in tarlasina gelmis. Arastirmayi yapan mühendisler Temel'e:
-Temel senin tarlan çok verimli bu tarlaya 1 verirsin 5 alirsin' demisler. Temel baslamis üzülmeye mühendisler:
-Temel bunun nesi kötü? deyince: Temel:
Neresi iyidir? Ben gecen sene buraya kaynanami gömmüstüm der.ama geri ödeyecek döt yoktur."

Kredi
Paraya sikisan temel, kredi almak için bankaya gider. Banka müdürü kredi verebilecegini ama bunun için bir saglik raporu getirmesi gerektigini söyler:
Temel bir anlam veremesede solugu bir hastanede alir. Muayene bittikten sonra doktor; raporu müdüre gönderecegini ve Temel'e de ertesi gün bankaya gitmesini tembihler. Temel ertesi gün büyük bir merak ve heyecanla müdürün karsisina dikilir ama sonuç olumsuzdur. Saglikli oldugunu düsünen Temel sinirli bir sekil de raporu görmek istedigini söyler ve okuyunca sok olur.. Teshis kisa ve nettir;
"Bahse konu kiside Kredi alacak göz var ama geri ödeyecek döt yoktur."

Fidye
Dursun fena halde sikintiya düsmüstü.. Bir çocuk kaçirip fidye istemeye karar verdi. Dogru, Yildiz Parki'na gitti.. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu.. Trilyoner Temel'in oglu oldugunu ögrenince, planini yapti.. Çocugu hemen bir kalin çinar agacinin arkasina çekti.. Cebinden çikardigi kagida fidye notunu yazdi:
"Temel Bey, Oglunu kaçirdim. Yarin sabah yedide, Yildiz parkindaki büyük çinar agacinin içindeki kavuga, sari bir çanta içinde 10 bin dolar birak..Dursun!."
Notu çocugun iç cebine itina ile yerlestirdi ve "Simdi dogru eve git, baban bu notu okusun" dedi..
Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiginde, çinarin kovugunda sari bir çanta içinde 10 bin dolari buldu. Yaninda bir de not vardi:
"Iste paran. Ama gene de bir Karadenizli'nin kendi hemserisine bunu yapabilecegine inanamiyorum. Temel..."

Oruç
Dursun Temel'e sormus
- Usagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?
Temal - 100 tane demis.
Dursun - Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin demis. Bu espri Temel'in çok hosuna gitmis. Yolda Cemal'i görmüs ve hemen sormus
- Usagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun ?
Cemal - 50 demis.
-Ha usagum 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum demis.

Süper
Temel arabayla giderken bakmis benzini bitiyor. Hemen en yakin benzinciye girmis, pompanin yaninda durmus, arabadan inip benzin deposunu açmis, baslamis isemeye. Temel'in isedigini g ören pompaci
"-Ya sen ne yapiyorsun, bu yaptigin normal mi?".
Temel "yooo Süper."

Piyano
Temel Laz oldugu için kendinden nefret ediyormus. Amerikaya gitmis ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmis, iyi sekilde Ingilizce ögrenmis ve meshur bir piyanist olmus. Birgün büyük bir topluluga konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymus:
-Helal sana hemserum, çok iyi çalayusun da!
Temel: - Benim Laz oldugumu nereden anladin yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.
- Nasil anlamayayim, demis adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.

Akvaryum
Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmis. Akvaryumlarin yaninda birini görmüs. Adam elini akvaryumun neresine götürse balik da takip ediyormus. Temel sormus:
- Ula bu nasi oliyi?
Adam: - Her zaman daha zeki olan yaratiklar kendinden daha az zeki olanlari yönetebilirler demis.
Adam oradan uzaklasmis. Bir kaç dakika sonra geldiginde bir de ne görsün? Temel kafasini akvaryuma sokmus agzini baliklar gibi bir açip bir kapatiyor.

Eczane
Temel eczacilik fakültesini bitirmis. Fakat eczane açacak parasi yok, Girmis bir eczaneye:
- Beyefendi sizde sogan var mi?
Adam Temel'i basindan savmis.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormus. Birgün eczaci Temel'e:
-Kardesim senin derdin ne? -Burayi bana sat.
Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmis,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam içeri girmis,Temel'e:
-Siz de sogan varmi? demis...
Temel adama 'biz de sogan var ama senin reçeten var mi?'demis...

Çay
Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca da esini hayal eder durur. Ama eve geldiginde çok yorgundur ve bu yüzden performansi ile ilgili tereddütleri vardir... Ya yorgunluktan birsey olmazsa, ya yapamazsam rezil olurum diye düsünür. Sonunda ne yapacagina karar verir ve fadimeye seslenir...
- Fadime suyu ocaga koy! Olmazsa çay demleruz!

Tahlil
Temel hastaneye gitmektedir. Giriste birinin agladigini görür.
Yaklasir ve sorar: "Hayrola hemserim! Neden agliyorsun?".
Adam: "Kan tahlili yaptirmaya geldim. Parmagimi kestiler." der.
Bu sefer Temel daha siddetli bir sekilde aglamaya baslar. Bu sefer susan adam Temel'e sorar:
"Hayirdir hemserim. Sen niye aglamaya basladin?".
Temel: " Ben..." der, "Idrar tahlili yaptirmaya geldim..."

Avci Temel
Dört kisilik avci grubu, tecrübeli avci Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler. Karsilarina küçük bir delik çikar. Temel yatin yere tavsan deligi! Bütün avcilar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavsan çikar. Avcilar hemen Vururlar.
Tekrara yürümeye baslarlar. Bir süre sonra büyük bir delik çikar karsilarina. Temel: "Yatin yere, tilki deligi!" Yatarlar. Biraz sonra tilki çikar onu da vururlar. Tekrar düserler.
Bu defa daha büyük bir delik çikar. Temel:" Yatin yere ayi ini", Yere yatarlar ve çikan ayiyi vururlar. Iyice keyiflenen avcilar yürümeye devam ederler. Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakaralar. Temel:"Usaklar ne çikacagunu bilmeyrum. Ama yatin ne çikarsa bahtumuza!" Ertesi gün gazetelerde:
Dört avci tren altinda can verdi...

Refleks
Temel Istanbul'a gelmis ve Istanbullu bir kizla flört etmeye baslamis. Beraber yolda yürürlerken kiz dalginlikla bir muz kabuguna basmis. Sendelemis, fakat tam düsecegi sirada tekrar dengesini saglayip son anda yere düsmekten kurtulmus. Ve Temele demis ki:
- Nasil refleksim iyi mi?
Sendeledigi sirada kizin iç çamasiri olmadigini da gören Temel cevap vermis :
- Uyy siz ona refleks mi diyisiniz ?

Alkol Kontrolü
Trafik memurlari bir gün, trafik kontrolü yapiyorlarmis. Karsidan gelen Temel ile Fadime’yi gören komiser hemen arabayi durdurmus. Ikisini de emniyetkemeri takilmis görünce,
- Ya beyefendi bu gün yaptigimiz kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. "Ama merak ettik bu parayla ne yapacaksiniz. Temel sevinçle
- "Ne yapacagim hemen gidip kendime bir ehliyet alacagum der. Komiser saskin saskin
- "Ne ehliyetiniz yok mu der, Fadime olayi toparlamak için, kusura bakmayin memur bey temel içince ne dedigini bilmez” der. Komiser daha da saskinlikla
- "Ne bir de içkili misiniz diye haykirir. Arkadan yasli adam öne atilir ve
- "Ben demis idum çalinti arabayla yola çikmayalum basumuza bi is gelir diye. Komiser neye ugradigini sasirmisken, bagajdan atlayan Idruste kosa kosa gelerek
- "Ne oldi geçtuk mi siniri"der.

Pijama
Temel Dursun'a misafirlige gitmis. Fakat bi zaman sonra bardaktan bosanircasina yagmur yagmaya baslamis. Dursun
- "Temel bu aksam gitme, çok yagmur yagiyor. Burda kal yarin gidersin.Yoksa çok islanirsin" demis. Temel kabul etmis. Bir ara Temel ortaliktan kaybolmus. Sonra kapi çalmis. Kapiyi açan Dursun Temel'i sirilsiklam karsisinda görünce saskin bi halde sormus:
- Ula Temel bu ne hal? Temel de
- "Haçan pijamalarimi almaga cittum" demis.

Papagan
Fadimeyle Temel bulusmaya gitmisler. Fadimenin elinde birde papagani varmis. Temel sormus:
- Hangi dili konusagi bu kus?
Fadime:- ze inglis. lafganse. a capan
Temel:- Lazca bilmiyor mu?
Fadime: -Bilmiyor

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://srknweb.ueuo.com/
 
gülmekten geberten fıkralar... bu fıkra arşivini saklayın. can sıkıntısına ilaç
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Çılgın Paylaşım :: Eğlence :: Fıkralar-
Buraya geçin: